Reklamda Kültürel Eğilim

By | content, DIGITAL | No Comments

Diğer tüm yaratıcı fikir üretme süreçlerinde olduğu gibi bir reklam fikrinin başarılı olması da, sunulacağı toplumun gelenek frekansına uygun olmasına bağlı. Nasıl ki bir diziyi izlememizi, senaryosundaki “içimizden biri” diyebileceğimiz karakterler sağlıyorsa, bir reklamın bizim üzerimizde tesir sahibi olabilmesi için de aynı bağlantının reklam unsurları özelinde de kurulabiliyor olması gerekir.

Türk reklam sektöründe bu konuda bir kısır döngü ve tutarsızlık olduğu ise yadsınamaz bir gerçek. Bunu biraz açmak gerekirse şunu söylemek mümkün: Ya yurtdışından ithal edilen konsept ve kampanyalarla toplumsal realite ve refleksler göz ardı edilerek reklam yapılıyor, ya da kültürel yapı haddinden fazla kullanılarak, deyim yerindeyse istismar edilerek duygusal bir zorlama sağlanmaya çalışılıyor. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda isabetli işler yapmak için nasıl bir “kültür skalası” içinde markayı konumlandırmak ve konuşturmak gerektiği de açığa çıkmış oluyor.

shutterstock_548073523

Tüm yaratıcı fikir üretimlerinde olduğu üzere reklam fikri üretiminde de “yolda görebileceğimiz” insanların sıra dışı davranışları veya başlarına gelen ekstrem durumlar hikaye sağlar. Dolayısıyla reklamın toplumsal realite, refleks ve kültürle çatışmadan başarılı olabilmesi için öncelikle karakterini hedef kitle içinden veya hedef kitle için hazmı kolay bir profilden seçmemiz gerekiyor. Bu karakterde karar kıldıktan sonra ise “olay”ı ekstrem bir şekilde yaratarak ilgi çekilip, sonunda da marka ile pekiştirmemiz gerekiyor. En basit denklem bu olsa gerek. Peki ya sosyal medyada bu nasıl olacak?

Sosyal medyada, geleneksel reklamcılığa nazaran karakter ve hikâye kurgulama kabiliyeti azalıyor. Zira son kullanıcıya ulaşmak için markaya tanınan süre çok daha kısıtlı ve kullanıcıların tercih hakkı sonsuz. Dolayısıyla geleneksel reklam ekollerinde bahsedilen karakterlerin ve olayların kültürel zeminde gerçekleşmesi durumu, sosyal medyada ancak “dil” olarak kendini gösterebiliyor. Bu sebeple sosyal medya mecralarında kullanılan dil, diğer tüm unsurlar için de belirleyici bir rol oynuyor.

İçerik tüketiminin ve kullanıcı bilincinin giderek yükseldiği bu günlerde, gelecekteki tüketici davranışı hakkında çıkarımda bulunmak zor olmasa gerek. Görünen o ki, sosyal medya kullanıcıları ve son tüketiciler markaların dili üzerinde hatırı sayılır bir yaptırım gücüne sahipler. Dolayısıyla git gide globalleşen dünyada dili ve reklam-kültür ilişkisini sabit normlara bağlamak mümkün değil. Bunun yerine markaların tercih etmesi gereken yol, kullanıcılarıyla beraber kendi dillerini yaratmak. Hatta kullanıcılarının, markanın dilini şekillendirmesine müsaade edecek alanı sağlamak. Bu noktada, gelişmekte olan içerik reklamcılığı başrolde. Son kullanıcının bizzat dâhili olduğu bir reklam anlayışı filizleniyor. Markalar yukarıdan veya aşağıdan değil, tıpkı bir birey gibi aynı hizadan konuşuyor kullanıcısıyla. Yani markalar bireye indirgeniyor. Dolayısıyla markamıza bireysel bir kimlik inşa etmek ve o bireysel kimliğin kültürel alt yapısına uygun bir dil kullanmak, marka ile son müşteri arasındaki ilişkiyi pekiştirecektir.

İş Hayatının En İşlevsel Yardımcılarından: Timebound

By | DIGITAL | No Comments

İş hayatının olmazsa olmazlarından biri de deadline’lar. Yapılacak işlerin zamanında yetişmesi, iş verimliliğinin yüksekte tutulması özellikle kalabalık ofisler için hayati öneme sahip. Bu doğrultuda çalışan birçok uygulama olmasına rağmen, bunların içinden bir tanesi “geri sayım” özelliğiyle dikkat çekiyor: Timebound.

İşinizi, tamamlanması gereken tarih ve saate planladığınızda size bir geri sayım yaratan Timebound, bu özelliğiyle daha gerçek, daha “elle tutulur” bir deadline veriyor. Bu sayede yapılacaklar listesinde esnek oynamalar yapılsa bile iş verimliliği düşmüyor. Çünkü, hangi iş için kaç gün, kaç dakika ve hatta kaç saniyeye sahip olduğumuzu görebiliyoruz. Bu katkı, yadsınamaz derecede büyük ve çalışma yaşamını kolaylaştıracak cinsten. Üstelik kullanımı da çok kolay.

Timebound’u kurucusunun dilinden dinleyelim:

Aslında bu uygulama üzerinde çalışmaya başlamamın birçok nedeni vardı. Bir yapılacaklar listesi uygulamasını yüklediğimde, bir zaman sınırı kavramının olmasını bekledim. Bu olayın daha sonrasında ise zaman sınırı uygulamalarını aradım ancak hiçbiri benim için uygun değildi.

Uygulamayı yazmamın bir başka sebebi de aslında hackathonlarda prototip yapmak yerine, çalışan gerçek uygulamalar yapmaya başlamaktı. Okulumun bilgisayar kulübünde fazla mesai yaparak öğrenmiş olduğum tasarım, geliştirme, siber güvenlik ve pazarlama becerilerini kullanmak istedim. Tüm bunlardan en iyi şekilde yararlanmak için, tüm bu becerileri uygulamam içine koydum.”

Instagram Algoritmasında Büyük Değişiklik

By | DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

Instagram, yaptığı güncellemeler ile 2018’de zaman tüneli akışı, erişim ve etkileşim oranında büyük değişimler yaratacak. Yeni düzenleme ile, daha çok etkileşim alan paylaşımların, zaman tünelinde daha yukarıda görünmesini sağlıyor. Belli bir etkileşim oranına çıkamayan paylaşımlar ise takipçilerin ana sayfasına düşmeyecek. Peki bu durum reklam içeriğini ve yöntemini nasıl değiştirecek? 

Öncelikle, markaların sosyal medya hesaplarını, bireysel bir hesaptan farklı olarak, yorum da alabilecek içeriklerle desteklemesi gerekecek. Zira, yorumlar ve yorumlara verilen yanıtlar etkileşim oranını ciddi oranda etkiliyor ve paylaşımın daha yukarıda görünmesine imkan sağlıyor olacak. Markaların, buna uygun paylaşımlar yapmalarının da sosyal medya reklamcılığının dilini ve yöntemini sil baştan değiştirmesi kaçınılmaz. Önümüzdeki süreçte daha çok soru-cevap, yarışma ve ödüllü kampanya içeriği ile karşılaşmamız işten bile değil. Ayrıca, Instagram içinde bir “mikro-mecra” vazifesi gören Stories de, bu değişimden etkilenmemesi sebebiyle daha ön plana çıkacak. 

Özet olarak, markaların uyguladıkları sosyal medya reklam modeli, kullanıcıya ulaşmak bakımından birçok yeniliğe açık olmalı. Instagram, markaları “Söyleyen” pozisyonundan “Sohbet eden” pozisyonuna çekmeye kararlı. Dolayısıyla markalar da, takipçileriyle daha yakın ilişkiler kurmak için yöntemler aramalı; sorular sormalı, yorumlara yanıt vermeli ve etkileşim oranını yüksek tutmak için yatırım yapmaktan sakınmamalı.