Sosyal Medyada Var olmak

By | content, DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

Şüphesiz ki bulunduğumuz çağ içinde sosyal medya kitlelere ulaşmanın en etkili yöntemi haline geldi. Her mecranın kendi içinde farklı amacı, getirisi ve markalara sunabileceği çeşitli olanaklar vardır. Instagram’da görsellik ön plana çıkarken, LinkedIn’de daha kurumsal çalışmalara yer verilir. Bu şekilde sosyal medya markaların kendilerini tanıtmaları/tanımlamaları, etkileşim kazanmaları ve bu etkileşimi devam ettirerek markalarına değer katmaları için onlara sınırsız olanaklar sağlar. İşin püf noktası bu olanakları yakalamayı ve sosyal medya platformlarındaki profilleri etkili bir şekilde yönetmeyi bilmektir.

Bu noktada atılacak ilk adım markanın kendisini, amaç ve değerlerini iyi tanıyarak hedef kitlesine uygun, anlaşılır ve etkili bir dille; kaliteli yazılı/görsel içeriklerle aktarmasıdır. Öncelikle markanın kendi üslubunu ve stilini oturtması; farklı sosyal medya platformlarına göre bu stili içeriklerine uydurması gerekir. Kısacası etkin olunan platformlarda markanın bir karakterinin olması onu başka markalardan ayırıp tercih edilmesini sağlayacak bir nitelik olacaktır. Ayrıca özgün, marka bazında ilgi çekici, donanımlı ve kitleye karşı anlayışlı içerikler oluşturması markanın öne çıkması adına önem taşır.

Belli bir içerik dili ve dizgisi oluşturulduktan sonra içeriğin sağladığı etkileşimi yakından incelemek odaklanılması gereken nokta olacaktır. Kalitesinin yanında içeriğin değeri sağladığı etki, markaya sağladığı geri dönüşler ile ölçülebilir. Etkileşim ve geri dönüşler içeriğin kalitesi, stili ve üslubu ile doğru orantıda gitmiyorsa markanız için değişim çanları çalıyor demektir. İçeriklerinizin performansınızı sosyal medya analitikleri üzerinden takip etmeniz değişime ihtiyaç duyup duymayacağınızı saptamanızda size yardımcı olacaktır. Sosyal medya analiz uygulamaları farklı sosyal medya platformlarında içeriklerinizin performansı; içeriklerin kime ulaştığı, beğeniler, yorumlar gibi bilmek istediğiniz ve stratejinizi geliştirebileceğiniz bütün verileri size sunarak markanız için gerekli değişimleri size gösterecektir. Konu değişime gelmişken söylemeliyiz ki sosyal medyada “değişmeyen tek şey; değişimdir”. Sürekli gelişen ve değişen dünyada olduğu gibi; Instagram, Twitter, Facebook gibi her gün yeni bir özelliğin geldiği başlıca sosyal medya platformlarında da “aynı nehirde tekrar yıkanamazsınız”. Profilinizin karakteri ve stilinizden uzaklaşmadan içeriklerinizi hedef kitlenizin geri dönüşlerine, beklentilerine ve ihtiyaçlarına göre geliştirmeniz gerekir. Adeta bir insan yaratır gibi markanızın karakterini oluşturduktan sonra o karaktere yeni özellikler ekleyerek gelişmesine, değişmesine ve kendisine yeni anlamlar kazandırmasına izin vermelisiniz.

Takipçileriniz sadece sayılardan ibaret değildir; insanlar rutini ve düzeni rahatlatıcı bulsalar da bu monoton hale geldiğinde bir kaçış yolu ararlar. Sosyal medyada kaçış yolunu bulmak da hayatta olduğu kadar zor değildir. Daha önce ilgilerini çekerek baktıkları fotoğraf ve yazıları beğenmeden, okumadan geçmek kolaydır, bir adım ilerisine baktığımızda markanızı takipten çıkarmak ise üç saniyelik parmak hareketine bağlıdır.

Markanız için bir karakter oluşturdunuz, analitiklerinizi takip ettiniz, gelişmekte ve değişmektesiniz… Bir sonraki adımınız ne olmalı diye sorarsanız cevabı etkileşimi ilerletmek. Etkileşim kelimesi işteş bir kelimedir, karşılıklı yapılır. Sadece takipçileriniz sizinle etkileşime geçmez, kuvvetli bir etkileşim için sizin de bu etkileşime dahil olmanız gerekir. Biri size yorum yazdığında beğenmeli hatta gerektiğinde cevap vermelisiniz. İnsanlar sosyal varlıklar olduğu için bir adım attıklarında (yorum, direct message vb.) karşılığında kabul görmek isterler. Size yorum gönderen bir insana birkaç kere cevap vermediğinizde o insanın bir daha sizinle etkileşime geçmesi için bir neden olmaz. Pozitif geri dönüşler her zaman beğenilmeli, favorite edilmeli veya yorum yapılmalı. Takipçilerinizin markanızla bir tanışıklığa sahip olması etkileşimin sürekli olması ve artması için önemlidir.

İçerik planlaması bu noktada ayrı önem taşır. Gönderilerinizde ve içeriğinizin kalitesinde süreklilik sağlamak takipçilerinizin size ve içeriğinize güvenmesi sağlar. Sürekliliği sağlamak için her an not alabileceğiniz bir platform bulmak ve içeriklerinizi buradan düzenlemek büyük kolaylık sağlayacaktır. Excel Spreadsheet, WordPress Editorial Calendar gibi uygulamalarla içeriklerinizi düzenlemek, gönderilerinizi  zamanlamak, paylaşım zamanlarınızı aksatmadan sürekliliği sağlamanız mümkündür. Fakat dikkat edilmesi gereken noktalardan biri bu alanda da gerekli değişimleri yapabilmektedir. Bir gönderiyi bütün sene boyunca, her ay aynı saatlerde paylaşmak size her zaman verim kazandırmaz. Şubat ayı ile Temmuz ayının etkileşimin yüksek olduğu saatleri aynı olmayabilir. Bu noktada da yine analitiklerinizi inceleyerek edindiğiniz bilgilerle paylaşım zamanlarınızı aylara ve dönemlere göre modifiye etmeniz sosyal medya hesabınız için en sağlıklısı olacak ve duraklama dönemlerinden geçmeden öne çıkmanızı sağlayacaktır.

Sosyal medyada öne çıkmanın yöntemlerinden bir tanesi de kullandığınız hashtag’lerdir (etiketlerdir). Hashtagler ulaşmak istediğiniz kitleyi spesifik bir şekilde belirlemenize yardımcı olur. Örneğin, markanızla üniversiteli gençlere ulaşmak istiyorsanız #üniversite, #kampüs gibi hashtagleri kullanarak hedef kitlenizi belirlemiş olursunuz.  Markanızla ilgili alanların hashtag gönderilerini incelemek size yapmanız gerekenler, sektörde nelerin ilgi çektiği ve kendi alanınızda sizin hakkınızda ne konuşulduğu gibi önemli, üzerine gidebileceğiniz bir bilgi birikimi sağlar. Kendi alanınızla bağlantıda olmak ve güncel içerikleri takip etmek sosyal medya hesaplarınızı yönetirken daha bilinçli ve etkili kararlar vermenizi sağlayacaktır. Ayrıca yaptığınız yarışmaların, etkinliklerin tanıtımını yapmak ve bunlara verilen reaksiyonu, katılımı belirlemek için ideal araçlardır. 

Özellikle Twitter’daki hashtagler size aynı konu üzerinde birçok kişinin görüşünü gözlemleyebileceğiniz bir platform sağlar. Aynı hashtag altına toplanmış kişilerden markanız ve markanızın imajı hakkında detaylı bilgi alabilir, değişiklikleri bu görüşler üzerinden yönetebilirsiniz.

İmaj konusu üzerinden ilerlediğimizde hatırlatmamız gereken nokta şudur ki sosyal medya imajınızı online platformda yönetmenize yardımcı olur ve markanıza katkı sağlar. Fakat imaj yönetim sosyal medya dışında da önemlidir. Ekranın dışında markanıza bir imaj yaratmadığınız ya da bu imajı geliştirmek veya düzeltmek adına bir girişimde bulunmadığınız sürece markanızın öne çıkması zor olacaktır. Sosyal medya kendimiz, markamız adına yarattığımız bir maskedir ve sizi takip eden kişiler o maskenin arkasının boş olduğunu düşünürse o noktadan geri dönmek zordur. Bu nedenle sosyal medya ile markanın ekran dışındaki imajını interaktif bir şekilde yönetmek ve geliştirmek büyük önem taşır.

Sosyal medyanın yarattığı illüzyon hissi de kullanıcı ve marka arasında bir duvar oluşmasına neden olabilir. Bu duvarı aşmak için yarışmalar, etkinlikler düzenlemek, sosyal medya platformları dışında bir iletişim kanalı oluşturmak tanışıklığı ilerletmeye yardımcı olabilir. Tanışıklıkla birlikte sağlanan güven duygusu takipçilerin markanıza ve ürünlerinize gösterdiği ilgiyi arttırarak sürekli hale getirir; sosyal medya içinde ve dışında ön planda olmanıza yardımcı olur.

Reklamda Kültürel Eğilim

By | content, DIGITAL | No Comments

Diğer tüm yaratıcı fikir üretme süreçlerinde olduğu gibi bir reklam fikrinin başarılı olması da, sunulacağı toplumun gelenek frekansına uygun olmasına bağlı. Nasıl ki bir diziyi izlememizi, senaryosundaki “içimizden biri” diyebileceğimiz karakterler sağlıyorsa, bir reklamın bizim üzerimizde tesir sahibi olabilmesi için de aynı bağlantının reklam unsurları özelinde de kurulabiliyor olması gerekir.

Türk reklam sektöründe bu konuda bir kısır döngü ve tutarsızlık olduğu ise yadsınamaz bir gerçek. Bunu biraz açmak gerekirse şunu söylemek mümkün: Ya yurtdışından ithal edilen konsept ve kampanyalarla toplumsal realite ve refleksler göz ardı edilerek reklam yapılıyor, ya da kültürel yapı haddinden fazla kullanılarak, deyim yerindeyse istismar edilerek duygusal bir zorlama sağlanmaya çalışılıyor. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda isabetli işler yapmak için nasıl bir “kültür skalası” içinde markayı konumlandırmak ve konuşturmak gerektiği de açığa çıkmış oluyor.

shutterstock_548073523

Tüm yaratıcı fikir üretimlerinde olduğu üzere reklam fikri üretiminde de “yolda görebileceğimiz” insanların sıra dışı davranışları veya başlarına gelen ekstrem durumlar hikaye sağlar. Dolayısıyla reklamın toplumsal realite, refleks ve kültürle çatışmadan başarılı olabilmesi için öncelikle karakterini hedef kitle içinden veya hedef kitle için hazmı kolay bir profilden seçmemiz gerekiyor. Bu karakterde karar kıldıktan sonra ise “olay”ı ekstrem bir şekilde yaratarak ilgi çekilip, sonunda da marka ile pekiştirmemiz gerekiyor. En basit denklem bu olsa gerek. Peki ya sosyal medyada bu nasıl olacak?

Sosyal medyada, geleneksel reklamcılığa nazaran karakter ve hikâye kurgulama kabiliyeti azalıyor. Zira son kullanıcıya ulaşmak için markaya tanınan süre çok daha kısıtlı ve kullanıcıların tercih hakkı sonsuz. Dolayısıyla geleneksel reklam ekollerinde bahsedilen karakterlerin ve olayların kültürel zeminde gerçekleşmesi durumu, sosyal medyada ancak “dil” olarak kendini gösterebiliyor. Bu sebeple sosyal medya mecralarında kullanılan dil, diğer tüm unsurlar için de belirleyici bir rol oynuyor.

İçerik tüketiminin ve kullanıcı bilincinin giderek yükseldiği bu günlerde, gelecekteki tüketici davranışı hakkında çıkarımda bulunmak zor olmasa gerek. Görünen o ki, sosyal medya kullanıcıları ve son tüketiciler markaların dili üzerinde hatırı sayılır bir yaptırım gücüne sahipler. Dolayısıyla git gide globalleşen dünyada dili ve reklam-kültür ilişkisini sabit normlara bağlamak mümkün değil. Bunun yerine markaların tercih etmesi gereken yol, kullanıcılarıyla beraber kendi dillerini yaratmak. Hatta kullanıcılarının, markanın dilini şekillendirmesine müsaade edecek alanı sağlamak. Bu noktada, gelişmekte olan içerik reklamcılığı başrolde. Son kullanıcının bizzat dâhili olduğu bir reklam anlayışı filizleniyor. Markalar yukarıdan veya aşağıdan değil, tıpkı bir birey gibi aynı hizadan konuşuyor kullanıcısıyla. Yani markalar bireye indirgeniyor. Dolayısıyla markamıza bireysel bir kimlik inşa etmek ve o bireysel kimliğin kültürel alt yapısına uygun bir dil kullanmak, marka ile son müşteri arasındaki ilişkiyi pekiştirecektir.

Teknoloji Neslinin Son Halkası: Z Jenerasyonu

By | content | No Comments

Teknolojinin belirgin bir yükseliş kaydettiği yıllar insanların hayatında da gözle görülür değişimlere yol açtı; bu bir gerçek. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ve insanların birbirlerinden çok uzakta olmalarına rağmen iletişim sağlayabilmeleri toplumların yaşantılarında ve davranışta kırılmalara sebep oldu. İşte bu minvalde X, Y ve Z nesilleri ortaya çıktı. Teknolojiyi anlamaya çalışan, yorumlayan ve sonunda ona adapte olan nesiller. Şimdi de Z jenerasyonunun yükselişine şahit oluyor dünya.

X jenerasyonu, genel olarak 1965-1979 yılları arasında doğanları tanımlamak için kullanılan bir terim. Bu da demek oluyor ki bu jenerasyonun en yaşlısı bugün 52 yaşında. Bu jenerasyon kitle iletişim araçlarının yeni yeni filizlendiği dönemin çocukları. Dolayısıyla modern iletişimle, geleneksel iletişim arasında bir geçiş döneminde bir çocukluk ve gençlik geçirmişler. Çalışma motivasyonu yüksek bir nesil. Fakat daha da önemli olan şu ki, çocukluklarının ciddi bir kısmını sokaklarda oyun oynayarak geçirmişler. Bu, yetişkinlikleri dönemindeki eğlence anlayışlarını da şekillendirmiş. Daha basit şeylerden mutlu olabilme kabiliyetine sahip olmuşlar.

Y jenerasyonuysa teknolojinin hayatımıza daha derin nüfuz ettiği bir döneme şahitlik etmişler. 1980-1999 arasında doğanları tanımlayan bu nesil, sokakta oyun da oynamış, evde bilgisayarla da vakit geçirmiş. Teknolojiyle ve getirdiği yeniliklerle barışık, fakat geleneksel eğlence anlayışından kopmamış bir nesil. Kitle iletişim araçlarının geliştiği bir dönemde çocuk olmanın verdiği güçle iletişime daha açık ve özgürlüğe daha tutkun bir nesil. Fakat uzlaşmacı olmayan bir yanı da var Y jenerasyonunun. Bir önceki nesle nazaran daha bireyciler. Bu jenerasyonun insanları bugünlerde iş hayatının içindeler. Eğlence kültürleri daha arada. Hem teknolojik hem de geleneksel eğlenceleri var.

Ve Z jenerasyonu… Tamamen teknolojiye entegre bir nesil. Çocukluklarından itibaren tabletlerle, cep telefonlarıyla büyüyorlar. Bilgiye ulaşmak onlar için, tüm insanlık tarihinde olduğundan daha kolay. Her şeyi her an öğrenme imkanına sahipler. 2000 yılından sonra doğanları tanımlayan Z jenerasyonunun en büyüğü bugün 17 yaşında. Bu neslin nasıl bir hayat süreceğini tahmin etmek güç. Zira insanlık tarihinde bilgiye ulaşımın ve iletişim kurmanın bu kadar kolay olduğu bir dönem yok. Uzmanlar bu neslin tatminsizlik çektiğini söylüyor. Hiç çaba sarf etmeden her istediğine ulaşmaktan kaynaklanıyor bu. Eğlence kültürleri bile tamamen teknolojinin sınırları içerisine sıkışmış durumda.

Bu jenerasyonun ilk yetişkin bireyleri yaklaşık olarak 7-8 yıl sonra iş hayatına atılıp çalışmaya başlayacaklar. Yaklaşık 10 yıl sonra da kontrolü Y jenerasyonunun elinden alacaklar. Bunun nasıl sonuçlar vereceğini öngörmek güç. Fakat teknolojiyle iç içe, eğlence ve tüketim kültürünün baştan aşağı değiştiği bir gelecek olacağı muhakkak.

İçerik Pazarlamasında Dengeyi Nasıl Sağlarsınız?

By | content, DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

İçerik Pazarlamasında Dengeyi Nasıl Sağlarsınız?

İçerik pazarlaması, ince bir ip üzerinde bazen tehlikeli rüzgârların etkisi ile yürümek gibi hissettirebilir. Bir taraftan marka tanıma ihtiyacınız var; izleyiciler, beğeniler, paylaşımlar, ifadeler vs. Aslında biz reklamcılara iyi hissettiren tüm ölçümler… Diğer taraftan, etkileşimler, leadler, dönüşümler ve etkinliği kanıtlamanın gerekliliği… Yani satış departmanı ile karşı karşıya geldiğimiz anlar. Sonuç olarak, pazarlamanın daha veriye dayalı hale gelmesi yüzünden pazarlamacılar giderek yaptıkları katkıyı kanıtlamak zorunda tutulmaktadır.

Tüm bu etkenler dengeyi tutturmakta zorlanmanıza neden olur. Bazen bir taraftan diğerine doğru sallanır, rüzgarın savurduğu yöne doğru gidebilirsiniz. Sadece ayakta durmaya çalışıyorsanız da ilerlemeniz oldukça zor. İyi haber, doğru dengeyi bulduktan sonra hızlı bir şekilde yol alabilirsiniz. Daha da ilerleme kaydetmek için küçük düzenlemeler yapabilirsiniz. Doğru kitle için içerikleri cazip hale getirebilir ve satın alma kararı vermelerine yardımcı olabilirsiniz.

İki dengesiz yolu inceleyelim ve sağlıklı bir dengeyi nasıl sağlayabileceğimizi konuşalım.

1: Huninin Üstüne Odaklanın

Pazarlamada AIDA modeli üzerinden düşünecek olursak, huninin geniş ağzında daha çok insan olduğunu görürüz. Bu modelde daha çok insan üzerinden gittiğimizi düşünelim ve huninin bu ağzını kullanalım. Böylece daha çok insan ulaşır, tıklamalar ve paylaşım için maksimize edilmiş içerik oluşturursunuz, diye düşünebilirsiniz.

Şöyle ki, çalıştığınız şirket özel üretim dizlik yapıyor olsun. Siz de bu marka için bir köpeğin havuza atladığı trend bir video görüyor ve derleme bir video content hazırlayarak takipçilerinizle paylaşıyorsunuz. Harika bir video ve viral olarak da yayılıyor. Ancak sorun şu ki, içerik ürettiğiniz ürün ile temas etmiyorsa, yanlış hedef kitle ile muhatap oluyorsunuz demektir.

Sonuç olarak, content’i izleyenlerden ikinci adıma geçmesini isteyemezsiniz çünkü gerçek amacınıza baktığınızda ilk adımı atmamışlardır.

2: Huninin Altına Odaklanın

Şu durumda geniş ama alakasız bir kitleyi çekmek işe yaramaz. Onu diğer uca götürelim ve ürününüzle ilgilenen bildiğiniz insanlara odaklanalım, ne dersiniz? Böylece içeriğiniz üzerinden doğrudan bir satın alma kararına gitme olasılıkları daha yüksek olacaktır.

Bu, özel üretim dizlik için ihtiyacı olan insanları ikna eden bir içerik oluşturmak demektir. Dizlerinizi hassasiyetle saran dizlikleri vurgulayan videolar. Üretimde kullanılan tekstil materyalleri ile ilgili kumaşın yumuşaklığına vurgu yapan mesajlar. Böylece sizin zaten takipçiniz olan kişiler başka bir marka satın almayacaktır.

Ancak piyasada kaç kişi var? Kaç kişi sizin ürettiğiniz dizliği gördü? Dizinde sıkıntı yaşayan ekstra kaç kişiye ulaşabildiniz? Bu yaklaşım, potansiyel kitlenizin bir kısmını yakalayabilir, ancak çoğunluğu dışarıda bırakır.

Etkin Bir İçerik Dengesi için 4 İpucu

Bu anlattıklarımıza göre bu iki yaklaşım ile ip üzerinde dengede kalmanızın mümkün olmadığını görmüş olmalısınız. Peki, ip üzerinde dengenizi bulup, nasıl koşmaya başlayacaksınız? Bunun için huni yaklaşımını kullanacağız. Pazarı bir huni içerisinde düşünün AIDA modelinde olduğu gibi…

1: Kendi kitlenizi doğru tanımlamalısınız.

Huninin neresinde olursa olsun, oluşturduğunuz her içerik kitlenizle bir şekilde ilişkili olmalıdır. Ancak bu, kitlenizin kim olduğunu net bir şekilde tanımlamanız, aynı zamanda kitlenizin kim olmadığını da tanımlamanızla mümkün olacaktır. En ucuz dizliği isteyenler için içerik oluşturmayın. Onlar hedef kitleniz değil. Öncelikle teklifinize değecek muhtemel kişilere odaklanın.

2: İçeriğinizde ürün olmalı ama ne kadar?

Çoğu marka, huninin alt kısmında bir kitleye sahip ve bu kitle sayesinde marka ile ilgili content’ler ile gelir elde edebilir. Ancak sadece huninin alt kısmına değil diğer basamaklarına da dokunmanız gerekir. Yapmanız gereken içeriğinizi de bir huni gibi düşünmek. Huninin ucunda yer alan kitle dışındaki kitleye ulaşırken de mutlaka üründen bahsetmelisiniz ancak o kitleye neden şimdiye kadar ulaşamadığını düşünüp dizliğin farklı yönlerinden de bahsetmek gerek.

3: Hunide yer alan hedef kitleyi unutmayın.

“Dizimde ağrı var ama sorun değil…” ya da “Spordan sonra iyi bir dizlik işime yarardı”… Unutmayın,  huninin ortasında potansiyel bir hedef kitle yer alıyor. Markanızı piyasada bir otorite olarak konumlandırıp, ürün ile ilgili faydalı bilgiler sağlayarak, kitlenizin hayatlarını nasıl iyileştireceğini göstererek güven kazanırsınız. Huni kalabalık ve farklı ihtiyaçlara sahip, içerikleriniz de çeşitli olmalı ve farklı çözümler yaratmalı.

4: Ana Sayfa’yı Dönüşüm Hunisi İçeriğinin Altına Taşı

İyi dengelenmiş bir içerik planında, içerik hunisi ve hedef kitle hunisi zıt şekilde çalışacaktır. İlk içeriğiniz ürün ile alakalıydı ve huninin ucundaki hedef kitlenize sesleniyordu. Orta içeriğiniz orta hunideki hedef kitlenin farklı ihtiyaçları olabileceğini öngördü ve daha ileri gitti. Şimdi, doğrudan farklı kitle segmentlerine konuşan birkaç başka konsepte ihtiyacınız var. Her bir konsept, kişinin neden dizlik kullanımını bir çözüm olarak görmesi gerektiğini anlatmalı. Burada dayanıklılık testleri, dizliğin farklı kullanım alanları, farklı markalar yerine neden sizin markanız tercih edilmeli gibi… Böylece huninin ağzındaki kitleye de kendinizi gösterebilirsiniz.

Dengenizi kontrol edin!

İçeriğinizin dengeli olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Analiz yapın. Arama sonuçlarında tonlarca gösterim elde ederken, hiçbir tıklama gelmezse veya sayfa trafiği elde ederken, e-mail toplayamıyorsanız; içerikleriniz daha çok huninin geniş ağzı ile alakalı olmalıdır. Aksi durumda yüksek bir dönüşüm yüzdesiniz varsa ancak toplam trafiğiniz azsa, huninin altına çok odaklısınız. Potansiyel müşterilerinize ihtiyaç duydukları şeyi daha iyi verecek şekilde ayarlamalar yapmaya devam edin. İçeriğinizi dengelediğinizde, trafik ve dönüşüm artışı bulma ihtimaliniz yüksektir.

.

5 Tüyo İle İçeriklerinizi Güçlendirin!

By | content, DIGITAL, SOCIAL MEDIA | No Comments

5 Tüyo ile İçeriklerinizi Güçlendirin! 

Trendlerin çok hızlı değiştiği internet dünyasında içeriklerinizi nasıl zirveye taşıyabilirsiniz?

Herkes tarafından konuşulacak bir içerik üretmek için fikirleriniz özgün olmalı ve çalışmalarınız aceleye getirilmemiş olmalıdır. Aceleye getirilmiş bir içerikte iyi bir analiz yapılmadığı için içeriğiniz kitlelere ulaşamayacaktır. En fazla bir saman alevi gibi çok kısa süreliğine parlayıp internetin mezarlıklarına doğru yola çıkacaktır.

Trendlerin çok hızlı değiştiği internet dünyasında içeriklerinizi nasıl zirveye taşıyabilirsiniz?

U.CAN.BE Digital

İçeriklerinizi takip edenlerin kalplerini fethetmek istiyorsanız, hedef kitlenizi iyi tanımalısınız, onların ne isteyeceklerini bilmelisiniz. Okuyucularınızı mutlu etmek için onlara bol bol sürpriz yapmalı, onları şaşırtmalı, onları heyecanlandırmalısınız. Şeytanın bile aklına gelmeyeceği yaratıcı fikirlerle insanları internette tutabilir ve onlara cennetteymiş gibi hissettirebilirsiniz. Şimdi bunun için gerekli olan 5 önemli tüyoya geçelim.

1-Sürekli Araştırın

Mükemmel yani yaratıcı bir içerik oluşturmak için önce bilgi toplamak gerekir çünkü bilgi yoksa fikir de yoktur.  Bu yüzden nasıl bir kitleye hitap edecekseniz kitlenizin neleri sevip neleri sevmediğini, neleri sahiplenip neleri kabullenmediğini bilmelisiniz. Kitlenizi daha iyi tanımak için Google analitik bilgilerinden müşteri anketlerine kadar her kaynağı bir gözden geçirin ve cevaplanmamış sorular var mı yok mu bunları keşfedin. Bu şekilde kendinize yeni bir içerik konusu bulabilirsiniz.

2-Farklı Ol

Önceki çalışmalarınıza bir göz atın; yüksek ihtimal bazı içeriklerinizin neredeyse birbirinin aynısı olduğunu göreceksiniz.  Bir çalışmaya kardeş bir çalışma yapmak güzeldir, çalışma yalnız kalmaz önceki yazıdan kalan eksikler giderilebilir. Kardeş yazının böyle bir avantajı var ama gidip de aynı yazıları aynı fikirleri farklı bir malmış gibi satmak okuyucularınızı bunaltacaktır. Çünkü kimse zamanını tekrarlayan bir yazıya ayırmak ve kandırılmak istemez. Bu yüzden her zaman özgün olunmalı ve farklı bir fikirle bir sanatçı titizliğiyle içeriklerinizi hazırlamalısınız.

Çalışmalarınıza yenilik katmak için mesela ekibinize yeni bir insan katın. Yeni bir ses, yeni bir soluk demektir. Ya da okuyucularınızla sohbet edin, onlara sorular sorun ya da onlar size soru sorsunlar siz cevaplayın (bu konuşmayı yüz yüze yaparsanız daha iyi olur) ve konuşmayı podcast için kaydedin.

İnsanlara beklemedikleri anlarda sürpriz yaparak ulaşın. Örneğin; kitlenizden bazı insanları seçin, seçtiğiniz kişinin en yakın arkadaşlarını bulun ve onlarla ortak bir çalışma yapın. İçeriği o arkadaşlar seçtiğiniz insana okusun, onlar seslendirsin ya da seçtiğiniz kişi tatlı bir kurban olsun ve arkadaşları ona bir şaka yapsınlar veya kendisiyle alakalı hoş bir içerik hazırlanıp kendisini sokakta birkaç afişte görsün vb… Daha sonra bu çalışmayı da kameraya çekin ve sosyal medyada yayınlayın. Yani her zaman yapılan işlerden farklı olun tabii daha iyi bir fikriniz varsa onları da yapabilirsiniz.

3-Dizi Çekmek Karlıdır

Sağlam bir içerik oluşturmak için çalışmanızın pazarlanabilir olması gerekir. Bu yüzden ne kadar çok tıklanacak, okunacak, konuşulacak bir içerik hazırlarsanız cebiniz de o kadar mutlu olacaktır. İçerikleriniz ya insanları güldürmeli ya da insanları düşündürmelidir. Okuyucularınızı bilgilendirmek istiyorsanız içeriğinizin sıkıcı olmamasına dikkat edin.

Hazırladığınız içerik bir dizi gibi arka arkaya birkaç bölümden oluşsun ve yazınızın devamını belli bir zaman sonra okutun. Yani insanlar sizi sabırsızlıkla beklemeli ve bir sonraki yazınızı merak etmeliler tabii siz de sabretmeye değer bir yazı oluşturmalısınız. Çünkü aralıksız bir şekilde içerik hazırlamak insanları bir noktadan sonra sıkacaktır ve kimse o sayfalarda derin içeriklere dalmak istemeyecektir. Bu şekilde daha fazla gelir elde edeceğinize eminim.

4- Tasarım Olmazsa İçeriğin Ömrü Bir Gün…

Fikirleriniz ne kadar orijinal olursa olsun, tasarımla süslenmediyse o içeriğin ömrü bir kelebeğin ömrüne benzeyecektir. Neden kendinize her gün mutluluk vermek yerine bir kelebek gibi bir günlük mutluluğa razısınız? Hadi o kelebek onun elinde değil; ama siz insansınız ve içeriklerinizin uzun ömürlü olması için tasarıma deli gibi ihtiyacınız var. Unutmayın içeriğinizde tasarım yoksa kelebeğin ömrüyle rekabet edersiniz.

Birkaç basit önerim var. Mesela içeriğinize uyumlu GİF’ler bulmak, uygun emojileri kullanmak, caps oluşturmak; içeriklerinize hem mizah katar hem de uyumlu olur. Ya da yazı karakteriniz içeriğinizle uyumluluk göstersin, karakterler uyuşmuyorsa iyi bir hissiyat ortaya çıkmaz, uygun arka plan resimleri kullanın. Okuyucularınız içeriklere çok ama çok basit bir şekilde ulaşsın, zorlaştırmanın bir anlamı yok. İşleri kolaylaştırmak her zaman doğru bir tasarım ile mümkündür. En doğru tasarım zamanı doğru kullanmaktır, yani çalışmanız 5 dakikada değil de 2 dakikada da anlatılması mümkünse 2 dakikada anlatın. Zamanı dolu kullanmanız gerek kimse zamanının boşa gitmesini istemez. Tasarımınız genelde sade olmalı sadelikte gereksiz olan bir şey yok ve olması gereken ne varsa var demektir. Yani ne eksik ne de fazla.

5-Müşteri Haklıdır

Müşterisini dinlemeyen kaybeder. Çalışmalarınızda okuyucularınızın seslerine kulak verin. Onlar size zamanını veriyorsa siz de onlara en güzel içeriği verin. Okuyucuların sizden istediği ilk şey güvendir. Eğer okuyucular size güvenirse ve sizi samimi bulursa sizin içeriklerinizden ayrılmayı hiç düşünmeyecektir. Okuyucu size değer vermeye başlamışsa siz de onlara bir değer verin, mesela okuyucuları çalışmalarınıza ortak edebilirsiniz. Onlarla ortak bir içerik hikayesi yaratın ve ortak bir hikayeniz olsun. Ufak bir yarışma sonucu ya da bir çekiliş yaparak çalışmanıza ortak edeceğiniz bir kişiyi bulmak sizin içeriklerinizin takip edilme sayısını arttıracak ve insanlar bir çalışmanın içinde bulunmaktan büyük keyif duyacak. Ya da içeriklerinize hashtag eklemek insanların hikayelerini sizinle paylaşmasını sağlayacak ve böylece insanların size olan güveni ve samimiyeti artacak ve ‘’ben de ben de ben de bulunmak istiyorum’’ sesleri yükselmeye başlayacaktır.

İçerik Yaratım Sürecinde Sormanız Gereken Sorular

By | Business, content, DIGITAL, SOCIAL MEDIA | No Comments
  1. Markama ait olan hedef kitlenin özel ihtiyaçları nelerdir?
  2. Markama ait olan hedef kitlenin ortak hassas noktaları nelerdir? Hangi duygusal noktalardan uzak durmak, hangilerine yakın olmak gerekir?
  3. Hedef kitleye markamın özellikleri doğrultusunda nasıl yeni değerler, yeni bakış açıları ekleyebilir ve fayda sağlayabilirim?
  4. Markamın hangi hizmet ve ürünlerini ön plana çıkarmalıyım?
  5. Markamın yer aldığı sektördeki yenilikler neler? (ürünler, hizmetler, araştırmalar vs.)
  6. Bizi farklı kılan nedir ve rakiplerimizden ayrışmak için neler yapabiliriz?

Yaratıcı içerik pazarlama ile dijital dünyada potansiyel müşterilerinize etkili şekilde ulaşabilir ve etkileşim kurabilirsiniz. Bunun yolu ise doğru soruları sormakta…

7. Şirket ile ilgili bilgilerden, haberlerden ve gizli kalmış detaylardan hangileri insanların ilgisini çekebilir?
8. Varolan hedef kitle ile sürdürdüğümüz iletişimi nasıl güçlü ve sürdürülebilir hale getirebiliriz?
9. Hedef kitlemin ortak soruları nelerdir, bunları düzenli olarak takip ile listeleyebilir ve markam için faydalı bir bilgiveren haline gelebilmeliyim.
10. Daha önce yayınlanmış ve yorum, paylaşım getirmiş olan içerikleri nasıl yenileyebilir ve geliştirebilirim?
11. Markalarımızın amaçlarına ulaşması için nasıl yardımcı olabiliriz?
12. Marka değerlerimizin iletişimini nasıl daha efektif hale getirebiliriz?