Sosyal Medyada Var olmak

By | content, DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

Şüphesiz ki bulunduğumuz çağ içinde sosyal medya kitlelere ulaşmanın en etkili yöntemi haline geldi. Her mecranın kendi içinde farklı amacı, getirisi ve markalara sunabileceği çeşitli olanaklar vardır. Instagram’da görsellik ön plana çıkarken, LinkedIn’de daha kurumsal çalışmalara yer verilir. Bu şekilde sosyal medya markaların kendilerini tanıtmaları/tanımlamaları, etkileşim kazanmaları ve bu etkileşimi devam ettirerek markalarına değer katmaları için onlara sınırsız olanaklar sağlar. İşin püf noktası bu olanakları yakalamayı ve sosyal medya platformlarındaki profilleri etkili bir şekilde yönetmeyi bilmektir.

Bu noktada atılacak ilk adım markanın kendisini, amaç ve değerlerini iyi tanıyarak hedef kitlesine uygun, anlaşılır ve etkili bir dille; kaliteli yazılı/görsel içeriklerle aktarmasıdır. Öncelikle markanın kendi üslubunu ve stilini oturtması; farklı sosyal medya platformlarına göre bu stili içeriklerine uydurması gerekir. Kısacası etkin olunan platformlarda markanın bir karakterinin olması onu başka markalardan ayırıp tercih edilmesini sağlayacak bir nitelik olacaktır. Ayrıca özgün, marka bazında ilgi çekici, donanımlı ve kitleye karşı anlayışlı içerikler oluşturması markanın öne çıkması adına önem taşır.

Belli bir içerik dili ve dizgisi oluşturulduktan sonra içeriğin sağladığı etkileşimi yakından incelemek odaklanılması gereken nokta olacaktır. Kalitesinin yanında içeriğin değeri sağladığı etki, markaya sağladığı geri dönüşler ile ölçülebilir. Etkileşim ve geri dönüşler içeriğin kalitesi, stili ve üslubu ile doğru orantıda gitmiyorsa markanız için değişim çanları çalıyor demektir. İçeriklerinizin performansınızı sosyal medya analitikleri üzerinden takip etmeniz değişime ihtiyaç duyup duymayacağınızı saptamanızda size yardımcı olacaktır. Sosyal medya analiz uygulamaları farklı sosyal medya platformlarında içeriklerinizin performansı; içeriklerin kime ulaştığı, beğeniler, yorumlar gibi bilmek istediğiniz ve stratejinizi geliştirebileceğiniz bütün verileri size sunarak markanız için gerekli değişimleri size gösterecektir. Konu değişime gelmişken söylemeliyiz ki sosyal medyada “değişmeyen tek şey; değişimdir”. Sürekli gelişen ve değişen dünyada olduğu gibi; Instagram, Twitter, Facebook gibi her gün yeni bir özelliğin geldiği başlıca sosyal medya platformlarında da “aynı nehirde tekrar yıkanamazsınız”. Profilinizin karakteri ve stilinizden uzaklaşmadan içeriklerinizi hedef kitlenizin geri dönüşlerine, beklentilerine ve ihtiyaçlarına göre geliştirmeniz gerekir. Adeta bir insan yaratır gibi markanızın karakterini oluşturduktan sonra o karaktere yeni özellikler ekleyerek gelişmesine, değişmesine ve kendisine yeni anlamlar kazandırmasına izin vermelisiniz.

Takipçileriniz sadece sayılardan ibaret değildir; insanlar rutini ve düzeni rahatlatıcı bulsalar da bu monoton hale geldiğinde bir kaçış yolu ararlar. Sosyal medyada kaçış yolunu bulmak da hayatta olduğu kadar zor değildir. Daha önce ilgilerini çekerek baktıkları fotoğraf ve yazıları beğenmeden, okumadan geçmek kolaydır, bir adım ilerisine baktığımızda markanızı takipten çıkarmak ise üç saniyelik parmak hareketine bağlıdır.

Markanız için bir karakter oluşturdunuz, analitiklerinizi takip ettiniz, gelişmekte ve değişmektesiniz… Bir sonraki adımınız ne olmalı diye sorarsanız cevabı etkileşimi ilerletmek. Etkileşim kelimesi işteş bir kelimedir, karşılıklı yapılır. Sadece takipçileriniz sizinle etkileşime geçmez, kuvvetli bir etkileşim için sizin de bu etkileşime dahil olmanız gerekir. Biri size yorum yazdığında beğenmeli hatta gerektiğinde cevap vermelisiniz. İnsanlar sosyal varlıklar olduğu için bir adım attıklarında (yorum, direct message vb.) karşılığında kabul görmek isterler. Size yorum gönderen bir insana birkaç kere cevap vermediğinizde o insanın bir daha sizinle etkileşime geçmesi için bir neden olmaz. Pozitif geri dönüşler her zaman beğenilmeli, favorite edilmeli veya yorum yapılmalı. Takipçilerinizin markanızla bir tanışıklığa sahip olması etkileşimin sürekli olması ve artması için önemlidir.

İçerik planlaması bu noktada ayrı önem taşır. Gönderilerinizde ve içeriğinizin kalitesinde süreklilik sağlamak takipçilerinizin size ve içeriğinize güvenmesi sağlar. Sürekliliği sağlamak için her an not alabileceğiniz bir platform bulmak ve içeriklerinizi buradan düzenlemek büyük kolaylık sağlayacaktır. Excel Spreadsheet, WordPress Editorial Calendar gibi uygulamalarla içeriklerinizi düzenlemek, gönderilerinizi  zamanlamak, paylaşım zamanlarınızı aksatmadan sürekliliği sağlamanız mümkündür. Fakat dikkat edilmesi gereken noktalardan biri bu alanda da gerekli değişimleri yapabilmektedir. Bir gönderiyi bütün sene boyunca, her ay aynı saatlerde paylaşmak size her zaman verim kazandırmaz. Şubat ayı ile Temmuz ayının etkileşimin yüksek olduğu saatleri aynı olmayabilir. Bu noktada da yine analitiklerinizi inceleyerek edindiğiniz bilgilerle paylaşım zamanlarınızı aylara ve dönemlere göre modifiye etmeniz sosyal medya hesabınız için en sağlıklısı olacak ve duraklama dönemlerinden geçmeden öne çıkmanızı sağlayacaktır.

Sosyal medyada öne çıkmanın yöntemlerinden bir tanesi de kullandığınız hashtag’lerdir (etiketlerdir). Hashtagler ulaşmak istediğiniz kitleyi spesifik bir şekilde belirlemenize yardımcı olur. Örneğin, markanızla üniversiteli gençlere ulaşmak istiyorsanız #üniversite, #kampüs gibi hashtagleri kullanarak hedef kitlenizi belirlemiş olursunuz.  Markanızla ilgili alanların hashtag gönderilerini incelemek size yapmanız gerekenler, sektörde nelerin ilgi çektiği ve kendi alanınızda sizin hakkınızda ne konuşulduğu gibi önemli, üzerine gidebileceğiniz bir bilgi birikimi sağlar. Kendi alanınızla bağlantıda olmak ve güncel içerikleri takip etmek sosyal medya hesaplarınızı yönetirken daha bilinçli ve etkili kararlar vermenizi sağlayacaktır. Ayrıca yaptığınız yarışmaların, etkinliklerin tanıtımını yapmak ve bunlara verilen reaksiyonu, katılımı belirlemek için ideal araçlardır. 

Özellikle Twitter’daki hashtagler size aynı konu üzerinde birçok kişinin görüşünü gözlemleyebileceğiniz bir platform sağlar. Aynı hashtag altına toplanmış kişilerden markanız ve markanızın imajı hakkında detaylı bilgi alabilir, değişiklikleri bu görüşler üzerinden yönetebilirsiniz.

İmaj konusu üzerinden ilerlediğimizde hatırlatmamız gereken nokta şudur ki sosyal medya imajınızı online platformda yönetmenize yardımcı olur ve markanıza katkı sağlar. Fakat imaj yönetim sosyal medya dışında da önemlidir. Ekranın dışında markanıza bir imaj yaratmadığınız ya da bu imajı geliştirmek veya düzeltmek adına bir girişimde bulunmadığınız sürece markanızın öne çıkması zor olacaktır. Sosyal medya kendimiz, markamız adına yarattığımız bir maskedir ve sizi takip eden kişiler o maskenin arkasının boş olduğunu düşünürse o noktadan geri dönmek zordur. Bu nedenle sosyal medya ile markanın ekran dışındaki imajını interaktif bir şekilde yönetmek ve geliştirmek büyük önem taşır.

Sosyal medyanın yarattığı illüzyon hissi de kullanıcı ve marka arasında bir duvar oluşmasına neden olabilir. Bu duvarı aşmak için yarışmalar, etkinlikler düzenlemek, sosyal medya platformları dışında bir iletişim kanalı oluşturmak tanışıklığı ilerletmeye yardımcı olabilir. Tanışıklıkla birlikte sağlanan güven duygusu takipçilerin markanıza ve ürünlerinize gösterdiği ilgiyi arttırarak sürekli hale getirir; sosyal medya içinde ve dışında ön planda olmanıza yardımcı olur.

Instagram Algoritmasında Büyük Değişiklik

By | DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

Instagram, yaptığı güncellemeler ile 2018’de zaman tüneli akışı, erişim ve etkileşim oranında büyük değişimler yaratacak. Yeni düzenleme ile, daha çok etkileşim alan paylaşımların, zaman tünelinde daha yukarıda görünmesini sağlıyor. Belli bir etkileşim oranına çıkamayan paylaşımlar ise takipçilerin ana sayfasına düşmeyecek. Peki bu durum reklam içeriğini ve yöntemini nasıl değiştirecek? 

Öncelikle, markaların sosyal medya hesaplarını, bireysel bir hesaptan farklı olarak, yorum da alabilecek içeriklerle desteklemesi gerekecek. Zira, yorumlar ve yorumlara verilen yanıtlar etkileşim oranını ciddi oranda etkiliyor ve paylaşımın daha yukarıda görünmesine imkan sağlıyor olacak. Markaların, buna uygun paylaşımlar yapmalarının da sosyal medya reklamcılığının dilini ve yöntemini sil baştan değiştirmesi kaçınılmaz. Önümüzdeki süreçte daha çok soru-cevap, yarışma ve ödüllü kampanya içeriği ile karşılaşmamız işten bile değil. Ayrıca, Instagram içinde bir “mikro-mecra” vazifesi gören Stories de, bu değişimden etkilenmemesi sebebiyle daha ön plana çıkacak. 

Özet olarak, markaların uyguladıkları sosyal medya reklam modeli, kullanıcıya ulaşmak bakımından birçok yeniliğe açık olmalı. Instagram, markaları “Söyleyen” pozisyonundan “Sohbet eden” pozisyonuna çekmeye kararlı. Dolayısıyla markalar da, takipçileriyle daha yakın ilişkiler kurmak için yöntemler aramalı; sorular sormalı, yorumlara yanıt vermeli ve etkileşim oranını yüksek tutmak için yatırım yapmaktan sakınmamalı. 

Youtube’un Beklenen Uygulaması Youtube Go Yayına Girdi!

By | DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

Youtube’un uzun süredir üzerinde çalıştığı Youtube Go 130 ülkeyle aynı anda Türkiye’de de yayına girdi. Öncelikli olarak Hindistan’da test edilen, ardından Endonezya başta olmak üzere başka birçok ülkede daha test yayınına giren Youtube Go dijital hayatımıza birçok yenilik katacak.

Youtube Go’nun kuşkusuz en büyük avantajı internet erişimine sahip olmadığımızda da video izleyebilmemizi sağlayan uygulama için indirmeler sağlaması. Bu özellik sayesinde, izlemek istediğiniz bir programı WiFi’ye bağlıyken indirip sonrasında izleyebilirsiniz. Diğer video indirme programlarından farklı olarak Youtube Go’da videolar uygulama içinde kalıyor ve izledikten sonra kolaylıkla silmek mümkün oluyor.

Özellikle Endonezya’daki test yayını süresince birçok sosyal yardımlaşma platformu tarafından da kullanılan Youtube Go, medya sektörü ve medya kullanımı gerektiren birçok platform için, takipçiye ulaşmayı kolaylaştıran bir alan sağlayacak.

Dijital Dünyanın Dijital Değer Sistemi: Blockchain

By | Internet | No Comments

2006 yılında ABD’de baş gösteren konut krizi ve sonrasında yaşanan ekonomik kriz sonucunda birçok banka iflas açıkladı. İşsizlik artarken borsa dibe vurdu. Bu krizi, diğer ekonomik krizlerden ayıran bir özellik de gelişen teknoloji sayesinde insanları geleneksel sistemlere alternatif üretme konusunda teşvik etmesi oldu. Bu dönemde ortaya çıkan sanal para birimi Bitcoin ve aslında Bitcoin’in üzerine kurulduğu yaklaşım olan Blockchain popülarite kazanmaya başladı. Devletler ve bankalar da bu sistemi nasıl kullanabilecekleri üzerine çalışmalar yapmaya başladılar.

2009 yılının başlarında Satoshi Nakamoto takma adıyla bir kriptoloji uzmanı tarafından ortaya atılan prensipler doğrultusunda Bitcoin mekanizması da “kripto para birimi” olarak ortaya çıktı. Geleneksel finansta ortaya çıkan sorunları ortadan kaldırabileceği ümidiyle insanlar tarafından da takip edilmeye başlandı. Peki nedir bu Blockchain?

Kelime anlamı: Blok(Block)+Zincir(Chain). Farklı blokların zincir halinde dizilmesi ve her blokun kendinden bir önceki ve/veya bir sonraki blokun kimliğini taşıması üzerine kurulu bir sistem. Bankaların kullandığı gibi kapalı bir veri tabanından ziyade açık bir sistem. Blockchain’i geleneksel finans sistemine alternatif kılan ise manipüle edilemiyor oluşu. Zira her blok zinciri farklı veri havuzlarında depolanıyor ve zincir üzerinde bir değişiklik yapılması durumunda tüm veri havuzlarının onayından geçmesi gerekiyor.

Sözgelimi, siz elinizdeki evi sattınız ve blok zinciri içerisinde, evinizin tapusunu içeren blokta değişiklik yaptınız. Bu değişikliğin kabul görmesi için aynı blok zincirinin diğer mensupları tarafından da onaylanması gerekiyor. Dolayısıyla geleneksel finansın sürekli kriz üretme sebebi olan manipülasyon bu sistemle etkisini yitirmiş oluyor. Ayrıca güvenlik bakımından da geleneksel finanstan daha üstün performans gösteriyor Blockchain. Zira, sizin bir bankadaki bilgileriniz o bankanın kapalı veri havuzunda depolanıyorken, Blockchain’de birbirinden farklı yüzlerce, binlerce, hatta milyonlarca veri havuzunda da depolanabiliyor. Dolayısıyla daha güvenli bir ortam sağlanmış oluyor. Veriler üzerinde değişiklik yapılması, kapalı bir sistemdeki gibi olmuyor; bir onaylama mekanizmasının çalışmasını gerektiriyor.

Bugün tüm dünya devletleri ve büyük şirketler Blockchain teknolojisi üzerine Ar-Ge çalışmalarına devam etmekte. Verilerin farklı kaynaklardan tek bir merkeze toplandığı geleneksel sistemden ziyade, verilerin eşdeğer odaklar arasında ortak bir dolaşıma sahip olduğu bu sistemde hataların kriz yaratma olasılığı da düşmüş oluyor. Sadece ekonomiyi değil, bir takım verilerin dolaşımda olduğu her sektörü yakın gelecekte baştan aşağıya değiştirmesi beklenen Blockchain’i yakından takip etmekte fayda var!

Microsoft’un Artırılmış Gerçeklik Ürünü HoloLens Türkiye’ye Geliyor!

By | Internet | No Comments

Microsoft, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle çalışan HoloLens 28 Avrupa ülkesiyle birlikte Türkiye’de de pazara girecek. İşletmelere zaman ve paradan tasarruf etme imkânı sağlayan ürün, Ortadoğu pazarında ilk defa resmi olarak Türkiye’de görücüye çıkacak. HoloLens’in Türkiye’deki satış fiyatınınsa 15 bin lira civarında olacağı öngörülüyor.

Peki nedir bu HoloLens?

HoloLens, Windows 10 işletim sistemine entegre edilmiş bir sanat gerçeklik gözlüğü. Esasen holografik bir yansıtıcı görevini görüyor. Gözünüzün önüne yansıyan holografi sesli iletişime de geçebiliyor. Bu deneyimde parmaklar da mouse görevi görüyor. Bu sayede mouse kullanmadan, parmak hareketleriyle CAD programlarını kullanmak da mümkün. Böylelikle parmağınızla çizimler yapabilir, objeleri bir yerden başka bir yere taşıyabilirsiniz. Yaptığınız çizimleri 3D bir yazıcıdan da çıktı alabilirsiniz. Yüzünüzü başka bir yere çevirip geri döndürdüğünüzde de objeler konumlandırdığınız yerde kalıyor.

Karma Gerçeklik adı verilen bu teknolojiyle, simülasyonlar sanal gerçeklik gözlüklerinden farklı olarak şeffaf ve etrafınızdaki nesnelerle entegre bir şekilde gözünüzün önüne geliyor. Yüksek çözünürlükteki holografiler sayesinde eviniz için yeni dekorlar tasarlayabilirsiniz. Özetle bu türde üretilmiş ilk ürün olan HoloLens, şöyle bir televizyon koltuğu alsam şu köşede nasıl durur acaba diye düşmeye ve daha birçok şeye son veriyor.

İçerik Pazarlamasında Dengeyi Nasıl Sağlarsınız?

By | content, DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

İçerik Pazarlamasında Dengeyi Nasıl Sağlarsınız?

İçerik pazarlaması, ince bir ip üzerinde bazen tehlikeli rüzgârların etkisi ile yürümek gibi hissettirebilir. Bir taraftan marka tanıma ihtiyacınız var; izleyiciler, beğeniler, paylaşımlar, ifadeler vs. Aslında biz reklamcılara iyi hissettiren tüm ölçümler… Diğer taraftan, etkileşimler, leadler, dönüşümler ve etkinliği kanıtlamanın gerekliliği… Yani satış departmanı ile karşı karşıya geldiğimiz anlar. Sonuç olarak, pazarlamanın daha veriye dayalı hale gelmesi yüzünden pazarlamacılar giderek yaptıkları katkıyı kanıtlamak zorunda tutulmaktadır.

Tüm bu etkenler dengeyi tutturmakta zorlanmanıza neden olur. Bazen bir taraftan diğerine doğru sallanır, rüzgarın savurduğu yöne doğru gidebilirsiniz. Sadece ayakta durmaya çalışıyorsanız da ilerlemeniz oldukça zor. İyi haber, doğru dengeyi bulduktan sonra hızlı bir şekilde yol alabilirsiniz. Daha da ilerleme kaydetmek için küçük düzenlemeler yapabilirsiniz. Doğru kitle için içerikleri cazip hale getirebilir ve satın alma kararı vermelerine yardımcı olabilirsiniz.

İki dengesiz yolu inceleyelim ve sağlıklı bir dengeyi nasıl sağlayabileceğimizi konuşalım.

1: Huninin Üstüne Odaklanın

Pazarlamada AIDA modeli üzerinden düşünecek olursak, huninin geniş ağzında daha çok insan olduğunu görürüz. Bu modelde daha çok insan üzerinden gittiğimizi düşünelim ve huninin bu ağzını kullanalım. Böylece daha çok insan ulaşır, tıklamalar ve paylaşım için maksimize edilmiş içerik oluşturursunuz, diye düşünebilirsiniz.

Şöyle ki, çalıştığınız şirket özel üretim dizlik yapıyor olsun. Siz de bu marka için bir köpeğin havuza atladığı trend bir video görüyor ve derleme bir video content hazırlayarak takipçilerinizle paylaşıyorsunuz. Harika bir video ve viral olarak da yayılıyor. Ancak sorun şu ki, içerik ürettiğiniz ürün ile temas etmiyorsa, yanlış hedef kitle ile muhatap oluyorsunuz demektir.

Sonuç olarak, content’i izleyenlerden ikinci adıma geçmesini isteyemezsiniz çünkü gerçek amacınıza baktığınızda ilk adımı atmamışlardır.

2: Huninin Altına Odaklanın

Şu durumda geniş ama alakasız bir kitleyi çekmek işe yaramaz. Onu diğer uca götürelim ve ürününüzle ilgilenen bildiğiniz insanlara odaklanalım, ne dersiniz? Böylece içeriğiniz üzerinden doğrudan bir satın alma kararına gitme olasılıkları daha yüksek olacaktır.

Bu, özel üretim dizlik için ihtiyacı olan insanları ikna eden bir içerik oluşturmak demektir. Dizlerinizi hassasiyetle saran dizlikleri vurgulayan videolar. Üretimde kullanılan tekstil materyalleri ile ilgili kumaşın yumuşaklığına vurgu yapan mesajlar. Böylece sizin zaten takipçiniz olan kişiler başka bir marka satın almayacaktır.

Ancak piyasada kaç kişi var? Kaç kişi sizin ürettiğiniz dizliği gördü? Dizinde sıkıntı yaşayan ekstra kaç kişiye ulaşabildiniz? Bu yaklaşım, potansiyel kitlenizin bir kısmını yakalayabilir, ancak çoğunluğu dışarıda bırakır.

Etkin Bir İçerik Dengesi için 4 İpucu

Bu anlattıklarımıza göre bu iki yaklaşım ile ip üzerinde dengede kalmanızın mümkün olmadığını görmüş olmalısınız. Peki, ip üzerinde dengenizi bulup, nasıl koşmaya başlayacaksınız? Bunun için huni yaklaşımını kullanacağız. Pazarı bir huni içerisinde düşünün AIDA modelinde olduğu gibi…

1: Kendi kitlenizi doğru tanımlamalısınız.

Huninin neresinde olursa olsun, oluşturduğunuz her içerik kitlenizle bir şekilde ilişkili olmalıdır. Ancak bu, kitlenizin kim olduğunu net bir şekilde tanımlamanız, aynı zamanda kitlenizin kim olmadığını da tanımlamanızla mümkün olacaktır. En ucuz dizliği isteyenler için içerik oluşturmayın. Onlar hedef kitleniz değil. Öncelikle teklifinize değecek muhtemel kişilere odaklanın.

2: İçeriğinizde ürün olmalı ama ne kadar?

Çoğu marka, huninin alt kısmında bir kitleye sahip ve bu kitle sayesinde marka ile ilgili content’ler ile gelir elde edebilir. Ancak sadece huninin alt kısmına değil diğer basamaklarına da dokunmanız gerekir. Yapmanız gereken içeriğinizi de bir huni gibi düşünmek. Huninin ucunda yer alan kitle dışındaki kitleye ulaşırken de mutlaka üründen bahsetmelisiniz ancak o kitleye neden şimdiye kadar ulaşamadığını düşünüp dizliğin farklı yönlerinden de bahsetmek gerek.

3: Hunide yer alan hedef kitleyi unutmayın.

“Dizimde ağrı var ama sorun değil…” ya da “Spordan sonra iyi bir dizlik işime yarardı”… Unutmayın,  huninin ortasında potansiyel bir hedef kitle yer alıyor. Markanızı piyasada bir otorite olarak konumlandırıp, ürün ile ilgili faydalı bilgiler sağlayarak, kitlenizin hayatlarını nasıl iyileştireceğini göstererek güven kazanırsınız. Huni kalabalık ve farklı ihtiyaçlara sahip, içerikleriniz de çeşitli olmalı ve farklı çözümler yaratmalı.

4: Ana Sayfa’yı Dönüşüm Hunisi İçeriğinin Altına Taşı

İyi dengelenmiş bir içerik planında, içerik hunisi ve hedef kitle hunisi zıt şekilde çalışacaktır. İlk içeriğiniz ürün ile alakalıydı ve huninin ucundaki hedef kitlenize sesleniyordu. Orta içeriğiniz orta hunideki hedef kitlenin farklı ihtiyaçları olabileceğini öngördü ve daha ileri gitti. Şimdi, doğrudan farklı kitle segmentlerine konuşan birkaç başka konsepte ihtiyacınız var. Her bir konsept, kişinin neden dizlik kullanımını bir çözüm olarak görmesi gerektiğini anlatmalı. Burada dayanıklılık testleri, dizliğin farklı kullanım alanları, farklı markalar yerine neden sizin markanız tercih edilmeli gibi… Böylece huninin ağzındaki kitleye de kendinizi gösterebilirsiniz.

Dengenizi kontrol edin!

İçeriğinizin dengeli olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Analiz yapın. Arama sonuçlarında tonlarca gösterim elde ederken, hiçbir tıklama gelmezse veya sayfa trafiği elde ederken, e-mail toplayamıyorsanız; içerikleriniz daha çok huninin geniş ağzı ile alakalı olmalıdır. Aksi durumda yüksek bir dönüşüm yüzdesiniz varsa ancak toplam trafiğiniz azsa, huninin altına çok odaklısınız. Potansiyel müşterilerinize ihtiyaç duydukları şeyi daha iyi verecek şekilde ayarlamalar yapmaya devam edin. İçeriğinizi dengelediğinizde, trafik ve dönüşüm artışı bulma ihtimaliniz yüksektir.

.

Dijital Dünya Kullanıcı İstatistikleri 2017

By | Business, DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

We Are Social ve Hootsuite tarafından hazırlanan “Digital in 2017 Global Overview” raporu yayınlandı. Bu yılın Global Digital raporunda aşağıda sözü geçen önemli noktalar bulunuyor. 2016 yılına girildiğinde dijital dünya ihtişamlı bir büyüme yaşamıştı ve bu büyüme 2017 yılında da devam etti.

  • Dünyanın yarısından fazlası artık akıllı telefon kullanıyor.
  • Dünya nüfusunun neredeyse üçte ikisinde cep telefonu var.
  • Dünyadaki web trafiğinin yarısından fazlası artık cep telefonlarından yapılıyor.
  • Dünyanın dört bir yanındaki mobil bağlantılarının %50 den fazlası artık ‘geniş bant’.
  • Dünya nüfusunun beşte birinden fazlası son 30 gün içinde alışveriş yaptı.

graphic

  • 3.773 milyar internet kullanıcısı, dünya nüfusunun %50’si
  • 2.789 milyar aktif sosyal medya kullanıcısı, dünya nüfusunun %37’si
  • 4.917 milyar özgün mobil kullanıcı, dünya nüfusunun %66’sı
  • 2.549 milyar aktif mobil sosyal medya kullanıcısı, dünya nüfusunun %34’ü

2016 yılı raporunda dijital küresel internet penetrasyonu %50’yi aştı, değişim hızı son 12 ay içinde şaşırtıcı bir şekilde artmaya devam ediyor.

  • 2015 ile karşılaştırdığımızda; 2016 yılında 354 milyon (%10) internet kullanıcısı tarafından büyüdü.
  • 2015 ile karşılaştırdığımızda; %21 kadar artan aktif sosyal medya kullanıcısı 482 milyon oldu.
  • Son 12 ay içinde özgün mobil kullanıcısı %5’lik bir büyüme ile 222 milyon oldu.

2016 yılında etkileyici bir biçimde %30’luk büyüme sağlayan mobil sosyal medya kullanıcıları 581 milyona kadar ulaştı.

graphic2

İNTERNET KULLANIMI

Analizin başında belirtildiği gibi, bu yıl ki raporun en çarpıcı sonuçlarından biri dünya nüfusunun yarısından fazlası tam da şu anda internet kullanıyor. Dahası internet kullanımı, 5 yılda %80’den fazla küresel kullanıcı ile tüm dünyada hızlanmaya devam ediyor.

Bu yıl ki rakamlar geçen yıl belirtilen internet kullanıcı sayısındaki artıştan biraz daha fazla olsa da 2016 raporunda rapor edilen 332 milyon artışa bu yıl 20 milyonluk bir artış eklenerek 354 milyon kullanıcı ile geçen yılki rakam geride bırakıldı. Ayrıca bu yıl küresel mobil internet kullanımı için rakamlar bulunuyor. En yeni veriler dünya internet kullanıcılarının %90’dan fazlasının mobil bir cihaz aracılı ile çevrimiçi olduğuna işaret ediyor. Araştırmalar; herhangi bir ülkede ‘İnternet Kullanıcısı’ için tek bir rakamın tespit edilmesinin zor olduğunu, insanların daha farklı cihazlar kullandığını ileri sürüyor. Sonuç olarak, bildirilen internet kullanıcı sayısının Facebook tarafından bildirilen son kullanıcı verilerinden düşük olduğu durumlarda, aktif Facebook kullanıcılarını internet kullanıcıları için anlamlı bir rakam olarak dahil etmişler.

graphic3

Mobilin web trafiğindeki payı bir önceki yıla oranla %30 artarken, bu artışın büyük bir kısmı dünyanın gelişmekte olan ekonomilerinden geliyor. Cep telefonlarıyla internete erişen insan sayısının son bir yılda dramatik bir şekilde artması ve diğer cihazların sunulan toplam web sayfalarının payında düşüş gözlemlendi.

graphic4

SOSYAL MEDYA KULLANIMI

2016 yılında sosyal medya kullanımı %20 oranında arttı. Özellikle son 10 yılda dünyanın en popüler sosyal medya platformu Facebook özellikle etkileyici artışlar yayınladı. Yaklaşık olarak dünya üzerinde 2,8 milyar kişinin sosyal medya kullandığını ve %91’inden fazlasının bunu mobil cihazlar üzerinden yaptığını biliyoruz. Yeni kullanıcı sayısı %21 oranında büyüdü ve 482 milyon kişi bu büyük platforma katılmış oldu.

graphic5

Sosyal medya sayıları genel olarak etkileyici. Ancak 2017’de sosyal medyadaki çarpıcı hikaye mobil kullanıcılar. Bunun sebebini mobil sosyal medya kullanımının hızlanan büyümesi ve yavaşlama belirtisi göstermemesi açıklayabilir. En yeni veriler, dünya nüfusunun üçte birinin (2.5 milyar kişi) her ay mobil cihazlar aracılığı ile sosyal medya hizmetlerine eriştiğini ve bu rakamın geçtiğimiz yılki rapora göre 581 milyon arttığını gösteriyor. Perspektif büyüme olarak baktığımızda, kabaca son 12 ayda dünya nüfusunun %8’i bu platformlarla tanıştı ve her bir saniyede 18 yeni kullanıcı kazanmaya devam eden mobil sosyal medya artmaya yavaşlamadan devam ediyor.