buffer-instagram-story

Buffer ile Instagram Hikayelerinizi Planlayın

By | SOCIAL MEDIA | No Comments

En sevdiğimiz girişlerden biri ile başlıyoruz yazımıza…

Dijitalleşen dünyanın vazgeçilmez basamağı olan sosyal medya mecraları, pazarlama konusunda markanız için oldukça önemli bir araç haline geldi ve kendini geliştirmeye devam ediyor. 👏👏

Artık hepimiz bu durumun farkındayız ve bunu olabildiğince aktif kullanmaya çalışıyoruz. Sosyal medya güçlenmeye başladıkça, markaların önüne geçen profiller ve durumlar üredikçe, markalar da dijital dünyaya ayak uyduruyor. Sosyal medyayı aktif olarak tek bir platformdan kullanmak ise büyük kolaylık ve bu durumu Buffer platformu alnının akı ile yapıyor.
Buffer, geniş kapsamlı bir sosyal medya platformu ve sosyal medya mecralarında yapabileceğiniz birçok hareketi, Buffer üzerinden size tanımlanan bir kullanıcı adı ve şifresi ile kolaylıklar yapabiliyorsunuz.

Buffer ile “Publish, Reply ve Analyze” de yapılıyor. Yani yayınlamayı, kullanıcı ya da takipçilerinizle etkileşim yaratmayı tek bir kanaldan yapabiliyorsunuz. Bu platformun en bomba özelliği ise analiz de yapabilmeniz. Markanız ve markalaşmakta olan bir profil için analiz en önemli donelerden biridir. Filtreleme sistemi ile hangi tarihler arasında, hangi konuyu analiz etmek istediğinizi düzenleyebilir, rapor çıkarabilirsiniz.

Buffer gibi çok sayıda sosyal medya pazarlama aracı var ancak Buffer son yaptığı Instagram güncellemesi ile burun farkını artırdı ve son günlerde kendinden oldukça fazla söz ettirmeye başladı. Artık Instagram hikayelerinizi de Buffer üzerinden planlayabileceksiniz. Buffer’ı hem web hem de mobil üzerinden kullanabiliyor olmanız ise işinizi daha da kolaylaştırıyor. Hikayelerinizi, post düzenler gibi ayarlayıp, planlayabilirsiniz. Hikaye paylaşım zamanı geldiğinde, Buffer size hikayeyi Instagram ile paylaşmanız için gereken her şeyi içeren bir bildirim gönderiyor. Böylece paylaşım zamanını, hikayeyi nasıl paylaşacağınızı ve tasarımını direk karşınıza çıkarıyor 😊 14 günlük ücretsiz denemek isterseniz, şuraya tıklayınız efendim.

Instagram’ın Yeni Güncellemeleri Hem Sevindirdi Hem Üzdü

By | SOCIAL MEDIA | No Comments

Dünyanın en çok vakit geçirilen ve 1 milyardan fazla kullanıcısı olan Instagram son güncellemesi ile uygulamaya 2 yeni özellik daha getirdi. Bu özelliklerden biri stalkerları üzerken, diğer özelliği de “Karanlık” tarafı seçenleri sevindirdi.

Instagram Kimin Neyi Beğendiğini Görme Özelliği Kaldırılmış

Instagram’ın en çok kullanılan sekmesi olarak tarihe geçse, kimsenin sesini çıkarmayacağı “Hareketler” sekmesi artık sadece kendi hareketlerinizi görmenizi sağlıyor. Hani şu “❤”e tıklayınca açılan sekmeden bahsediyoruz. Tabii ki biliyorsunuz 😊 Instagram “Hareketler-Takip” sekmesini kaldırmadan önce; “En çok kullanılan özelliklerimize odaklanmak amacıyla Takip Edilenlerin Hareketleri özelliğini kaldırıyoruz. Yeni Hareketler sekmesini görmek için uygulamanı güncelle” uyarısını yaptı. Eski sevgililerin, sevgilisinin hangi fotoğrafı ve kişileri takip ettiğini sürekli kontrol edenlerin gözü yaşlı. Stalkerlara yapılmış en büyük darbe olarak konuşulan güncellemeye sevinen ya da tepkisiz kalan bir taraf da var tabii. Kimin, kimin fotoğrafını beğendiği ya da merak edilen popüler kişilerin fotoğrafını kaç kişinin beğendiğini merak edenler dışında bir sorun yok gibi duruyor. Bu garip denklemi çözmeye uğraşmayanlar ise, “Hareketler-Takip” sekmesine hiç uğramamış olanlar.

Hareketler-Takip sekmesinin kaldırılması, uzun süredir beklenen bir diğer güncellemenin de sinyallerini verdi. Tam bir tarih veremesek de Nisan ayından beri konuşulan ve 7 ülkede test sürümüne başlanan, beğeni sayılarının kaldırılması birçok kullanıcıyı şimdiden üzdü. Instagram bu konuda “Arkadaşlarınızın; paylaştığınız fotoğraflara ve videolara odaklanmasını istiyoruz, onların kaç tane beğeni aldıklarına değil. Kendi beğeni sayınızı, sizin kimler tarafından beğenildiğinizi gösteren listeye tıklayarak görebilirsiniz ancak arkadaşlarınız ilgili gönderinizin ne kadar birey tarafından beğenildiğini göremez” açıklamasını yapıyor. Test sürümüne başlanan ülkeler ise; Avustralya, Brezilya, Kanada, İrlanda, İtalya, Japonya ve Yeni Zellanda. Bu 7 ülkede Instagram aşağıdaki gibi görünüyor.

Instagram Dark Mode: ON

Birçok sosyal medya platformu, başta Twitter olmak üzere uzun zamandır gece modu özelliğini sunuyor. Hiçbir konudan geri kalmak istemeyen ve belirli aralıklarla güncellemeler yapan Instagram da artık kullanıcılarına “Dark Mode” özelliği sunuyor. Yani, mevcut Instagram hesabınızda gördüğünüz tüm beyaz yerleri, siyah yapma imkânı sunuyor. Birçok markanın ve Instagramer’ın işine yarayacak olan, tasarım konusunda destekleyeceğini düşündüğümüz Dark Mode’a dileyen herkes geçebilir, diyemiyoruz maalesef.

IOS Dark Mode’a nasıl geçilir?

  • IOS 13.0 ve daha yeni bir sürümün kullanıcısı olmanız gerekiyor,
  • Telefonunuzun ayarlar menüsüne gidin,
  • Ekran ve parlaklık seçeneğine dokunun,
  • Açılan menüde Koyu Mod’u seçin,
  • Daha sonra Instagram’ı açın,
  • Artık Dark Mode’dasınız.

Android Dark Mode’a nasıl geçilir?

  • Android Pie 9.0 ve Android 10 kullanıcısı olmanız gerekiyor.
  • Google Play Store’a giriş yapın ve “Uygulamalarım ve Oyunlarım” menüsüne girin ve Instagram’ı seçin.
  • Beta sürümüne katıl butonunu tıklayın.
  • 20 dakika kadar bekledikten sonra “Uygulamalarım ve Oyunlarım” kısmına tekrar girin, yeni gelen güncellemeyi yükleyin.
  • Telefonunuzun Ayarlar menüsünde arama kutusuna, “Gece Modu ya da Karanlık Mod” yazın.
  • Çıkan ayarlardan “Gece Modu”nu aktif hale getirin.
  • Artık Dark Mode’dasınız.

Facebooklaştıramadıklarımızdan mısınız?

By | SOCIAL MEDIA | No Comments

Evet bu size yöneltilen bir soru, Facebooklaştıramadıklarımızdan mısınız? Hayatımıza yön veren, sabah uyandığımızda elimize aldığımız akıllı telefonlarımızla dünyaya tutunduğumuz internetin ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanları hatırlayın. Sadece içerikleri okuyup tüketebildiğimiz çok dar bir alan bulunmaktaydı. Hatta “ya bu cihazlar olmadan biz napıyorduk” dediğimiz akıllı cihazlardan önce, GSM Operatörlerinin bile politikalarına daha “internet paketi” kavramı girmemiş, sms en önemli iletişim yöntemiydi. İnternet’in bu haline Web 1.0 denmektedir. Kullanıcıların sadece tüketebildiği, internet içi üretimde bulunamadığı döneme Web 1.0 denmekteydi.

Daha sonrasında ise Mark Zuckerberg ile Facebook ortaya çıktı. Fakat Facebook Mark Zuckerberg’in ilk girişi değildi. Facebook çıkmadan önce Mark Zuckerberg, Harvard’da öğrenciyken, okuldaki öğrenciler arasında popüler olan “Face Mash” adında fotoğraf paylaşma uygulaması çıkarttı fakat Harvard yönetimi güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle kaldırılmasına karar verdi. Aslında Mark Zuckerberg’in bu son dönemlerde geçirdiği kötü günleri ve kullanıcılara yaşattığı kötü günleri Harvard Üniversitesi önceden ön görmüş.

Facebook ile birlikte, Web 2.0 dönemine geçildi denebilir. Web 2.0 ile kullanıcılar içerikleri sadece tüketmediği, tüketirken üretebildiği, Google ve Sosyal Medya araçlarının en derin yerlerine görsellerini, bilgilerini, yorumlarını gönderebildiği bir döneme geçildi.

Medya patronluğu dünyanın her yerinde alışmış bir şeydir. Bir kişi birden çok medya organına sahip olabilir. Eskiden alışmış olduğumuz bir medya patronunun birden fazla televizyon kanalı ve/veya birden fazla gazeteye sahip olabilmesi durumuna holdingleşme (conglomerate) denmektedir. Peki kanal ya da gazetede değil de internetteki medya patronluğu olursa? Mark Zuckerberg’in sahibi olduğu Facebook, tam 1 milyar dolara 2012 yılında Instagram’ı satın aldı ve Zuckerberg’in medya patronluğu büyüyerek ilerledi. Tam 2 sene sonra yani 2014’te ise Facebook, dünyaca ünlü haberleşme aracı Whatsapp’ı tam 19 milyar dolar karşılığında satın aldı. Whatsapp’ın kurucu ortağı Acton, Whatsapp’ı Facebook’a sattıktan sonra ise pişmanlığını “Kullanıcılarımın gizliliğini daha büyük bir fayda elde etmek için sattım. Bir seçim yaptım ve her gün bununla yaşıyorum.” cümleleriyle ifade etmiştir.

Daha öncesinde ise Snapchat’i de kendi bünyesine almak ve tamamen sosyal medyanın imparatoru olmak için teklifte bulunan Mark Zuckerberg’in bol sıfırlı teklifini, Snapchat reddetti. “Alamıyorsan, kopyala” mantığı ile ilerleyen Facebook, Snapchat’in her özelliğini, sahip olduğu her sosyal medya uygulamalarına getirdi.

Peki Facebook bu kadar hayatımızın içindeyken, her yere “Facebook ile bağlan, Facebook ile üye ol” tuşlarını kullanarak üye olduğumuzu düşünürsek, siz hala Facebooklaştıramadıklarımızdan mısınız? Eğer öyleyseniz, tebrikler…

Açık konuşuyoruz: Sosyal Medya ve Psikoloji ilişkisi

By | Food for thought, SOCIAL MEDIA | No Comments

Hem markalar hem de kişisel açıdan neden sosyal medyaya ihtiyaç duyuyoruz ya da sosyal medya neden imaj için olmazsa olmazlarımızdan? İnsanlar gönderileri neden beğenir, yorum yapar, paylaşır? Paylaştıklarımızın yarattığı etkinin gerçekten farkında mıyız? Eğer sosyal medya hayatımıza ışık hızıyla giriş yaptığından beri araştırılan, aklımızı kurcalayan bu soruların cevabı sizin için de birer muamma ise sizleri bu yazımıza alalım.

Şimdiden uyaralım bu yazıda yararları, zararları; olumlu/ olumsuz etkileriyle sosyal medya hakkında fazlasıyla dürüst davranacağız.

Öncelikle insanların sosyal ağlardaki alışkanlıklarına, paylaşım yapma nedenlerine ve neden paylaşımlarla etkileşime geçtiklerine açıklık getirerek başlamak doğru olacaktır.

Sosyal medya alışkanlıkları hakkındaki araştırmaların sonuçlarına ve uzmanların yorumlarına göre sosyal platformlara daha çok öğle ve akşam saatlerinde giriş yapıyoruz. Etkileşim en çok öğlen tatillerinde ve paydos sonrası gerçekleşiyor. Ekran başında çalışıyorsak bir ekrandan diğerine geçiyoruz, ekran başında değilsek de işimiz bittiğinde bir ekrana bağlanabiliyoruz. Uzmanlar bunun nedenini insan beyninin çalışma şekline ve insan ilişkileri ile sanal platformdaki etkileşimlerin bilişsel farklılığına bağlıyor.

Yaptığımız işin ya da okuduğumuz okulun, kısaca günlük uğraşlarımızın yorgunluğunun yanında insanlarla kurduğumuz ilişkiler de bizi yıpratabiliyor. İletişim içinde olduğumuz kişilerin bizde olumlu ya da olumsuz etki bırakması iki türlü iletişim sırasında da sarf ettiğimiz bilişsel efor nedeniyle yorgunluk hissi yaratıyor.

İkili ilişkiler, diyaloglar yüksek seviyede bilişsel efor, beyin aktivitesi ve duygusal katılım içeriyor. Birisiyle konuştuğumuzda beynimiz sürekli olarak onları algılamaya, onlarla empati kurmaya çalışıyor.

Karşımızda bizim gibi hisseden, düşünen bir varlık olduğu bilinci birebir ilişkilerde, umarız, farkındalığına ulaştığımız bir olgu olduğu için incitmemek veya incinmemek için daha fazla uğraşıyoruz. ‘Gerçek dünyada’ tüm davranışlarımızın karşılığı olabileceğinin bilincindeyiz fakat iş sanal ortama geldiğinde anonimlik, kitle psikolojisi (davranışlarımızın kendimiz gibi insanlar tarafından destekleneceği) ve buna benzer nedenlerle gelecek karşılıklar bizi normalde olduğu kadar caydırmıyor.

Sosyal medyanın kullanıcılara bu kadar cazip gelmesi de platformun saydığımız özelliklerinden ve pasif olarak çevremizdekiler, ilgimizi çeken kişi ve kuruluşları takip edebiliyor olmaktan kaynaklanıyor.

Konu yararlar ve zararlara geldiğinde ise mesele daha karmaşık bir hal alıyor, çünkü bu konuda platformun zararını ya da yararını besleyebilecek unsurlar oldukça fazla. Markaların pazarlama stratejileri ve bu platformlar üzerinden başka insanlarla, aile ve arkadaşlarıyla etkileşime geçebilen insanlar için olumlu etkileri olsa da madalyonun öbür yüzü zihinsel sağlık açısından uzmanları kaygılandıracak sonuçlar veriyor.

Zararlar ve olumsuz yönlere geçmeden önce hatırlatmamız gerekiyor ki; son zamanlarda sosyal ağ yöneticilerinin girişimleri, platformlarda topluluğu korumaya yönelik yenilikler, markaların stratejilerinde uygulamaya başladıkları değişiklikler sosyal medyayı herkes için daha güvenli hale getirme odaklı. Bu açıdan sosyal medyayı şekillendiren, bu ağların içinde etkin bir şekilde bulunan her unsurun sosyal medya platformlarındaki huzura katkıda bulunabilmeleri için yapabilecekleri bir sür şey var. Fakat çözümlerden önce şu ana kadar oluşturulan stratejinin yarattığı problemlere etraflıca göz atmak sağlıklı olacaktır.

Dikkat çeken sorunların başında sosyal medyanın pasif kullanıma fazlasıyla elverişli olması geliyor. Pasif kullanımın kaçış düşüncesiyle platforma giren kullanıcılar için ideal bir özellik gibi görülüyor. Fakat belli bir zaman örgüsünde tekrarlandığında bağımlılık haline gelen bu davranış kullanıcıyı insan ilişkilerinden kopararak sürekli başkalarının sahip olduklarıyla karşı karşıya bırakıyor. Kullanıcıların başkalarını bu denli takip etmeleri ve kendileriyle karşılaştırmaları, kişilerin kendilerine verdikleri değerin azalmasına ve kendilerini başkalarına bakarak tanımlamalarına neden oluyor. Bütün bunlar kişinin benlik duygusunu zedeliyor ya da bununla kalmayarak türlü kişilik bozukluklarına sebebiyet verebiliyor.

İkinci bir nokta ise yine senkronize ilişkilerden kaçış için girdiğim sosyal medya platformlarında duyguların her zaman gerçeği yansıtmaması. Göstermelik yorumlar, paylaşımlar yapmak bir süre sonra belli konularda yine belli otomatik tepkiler vermeye başlıyoruz. Bunu yapan sadece biz değil karşımızdaki taraf da olduğu için herhangi bir etkileşime geçilse de samimiyetsizlik olgusu yerleşiyor. İnsan ilişkileri sanal ortamda yapmacıklaşıyor.

İnsanların paylaşım şekilleri ve nedenleri de sosyal medyanın insan psikolojisi üzerindeki etkisini incelemek adına oldukça önemli. Paylaşımların beğeni ve yorum alabilmesi, bir kişinin yaptığı paylaşım üzerinden alınabilecek herhangi bir etkileşim beyindeki ödül merkezini harekete geçiriyor. Böylece kullanıcılar platformda yaptıkları paylaşımın ve bu paylaşımın beraberinde gelen onayın etkisiyle platforma bağlılık hissediyorlar. Onaylanma hissi yok olduğunda oluşan duygusal boşluk ise problemin ulaştığı ayrı bir boyut.

Sosyal medya platformlarının oluşturduğu topluluk hissi, günümüzde sosyal linç kavramının oluşmasında önemli rol oynuyor. Bu noktada sosyal tepki ile adalet arayışı ya da bastırılmış/azınlıktaki toplulukların iletişime geçmesi ve faaliyet sürdürmesi kolaylaşması işin olumlu tarafı olarak görülse de madalyonun diğer tarafı yine etkisini gösteriyor.

Daha önce değindiğimiz platformlardaki anonimlik unsuru ve kitle psikolojisiyle insanlar medyanın göz önünde tuttuğu insanlar hakkında istedikleri şekilde eleştiri ve yorum yapabiliyor. Genel olarak kişilerin özel hayat ve tercihlerine olan saygı unsuru da ortadan kalkmaya başlıyor.

Markalar uyguladıkları sosyal medya stratejilerinde satışı teşvik etmek adına yaptıkları çalışmalarda insanları sahip olmadıkları şeylere özendirerek tüketime itiyor. İnsanları asla ‘eksikleri’ üzerinden dolduramayacakları boşlukları doldurmaya çağırıyorlar çünkü karşılaştırma yoluyla ilerleyen çalışmalarda sahip olamayacakları idealler kullanılıyor.

Sorunları sıraladığımıza göre markalar ve sosyal medya stratejisi oluşturup yöneten kişiler olarak etik kullanım için neler yapabiliriz?

Tüm markaların bilincine varması gereken en önemli şey takipçilerin sadece sayılardan ibaret olmadığı gerçeği olmalıdır. Markanızı tanıtmaya, hizmet sağlamaya, etkileşime geçmeye çalıştığınız kişiler düşünen, hisseden ve fikir beyan edebilen bireylerdir. Yaratılan etkileşim de bu nedenle tek taraflı değildir. Atılan yorumları beğenmek, yorumlara cevap vermek kısacası takipçilerinizle tanışıklık oluşturmak, onların markanıza ayırdıkları zamanı saygıyla karşılamak büyük önem taşır.

Bunun dışında hitap ettiğiniz bireylere ön yargılar veya taraf bilinciyle, belli bir düşünceyi işaret edecek şekilde yaklaşmamak doğru bir sosyal medya stratejisinde atılacak ilk adımlardan bir tanesidir.

Bir markayı öne taşıyan unsurlardan bir tanesi de şeffaflık ve dürüstlüktür. Markanız ve verdiğiniz hizmet hakkında kullanıcının kendisinin ve çevresindekilerin sağlığını ya da yaşam kalitesini etkileyecek her noktada bilgi sahibi olma hakkı vardır. Sanal platform üzerinde kullanıcıya tanıttığınız her hizmetin mükemmelleştirilmesi sağlamak markaların sorumluluklarındandır. Sosyal medya marka imajı oluşturmak adına olmazsa olmazdır fakat imajın arkasını doldurmak sizin ve markanızın tercih edilme nedeni olacaktır.

Markanın kişiliği oluşturulurken kullanılan içerikler, markanın vermek istediği mesaj insanların eksik veya zayıf yönlerinin altını çizerek ürünü veya hizmeti tanıtmak olmamalı. Verilen mesaj kullanıcıları asla dolduramayacakları ideallerin peşinden koşmaya itmemeli. Boş bir ideal fikri oluşturmak yerine kullanıcıların ürünleri tercih etme nedenleri nitelikleri ve sahip oldukları yaşam standartlarına uygun olduğu veya mutluluk verdiği için tercih etmesi olmalı.

Kullanıcılarda bir eksiklik hissi yaratmak ve bunları dolduramamanın verdiği doyumsuzlukla satış sağlamak yerine memnuniyet üzerinden strateji yürütmek hem markanızın hem de sizi tercih eden bireylerin sağlığı açısından daha doğru olacaktır.

Etkileşim sağlamak adına eğlenceli içerikler oluşturmanın yanında yararlı bilgiler ya da markanızı, ürünlerinizi tanıtmak için verebileceğiniz bilgilendirmeler markanız ve kullanıcılarınız için yararlı olacaktır.

Marka etkileşimi üzerinden devam edersek kullanıcı davranışları üzerine yapılan araştırmalar ve uzman yorumlarında bir markanın ya da herhangi bir sayfanın paylaşılma nedeni insanların gönderileri veya sayfaları yararlı bulmaları olmuş. Bu nedenle söyleyebiliriz ki yararlı içerikler gerçekten de üzerine düşünülmesi gereken konulardan.

Markaların üzerine düşen bir başka görev ise kullanıcıyı sosyal medyaya bağlamaktan ziyade sosyal medya dışındaki hayata ‘gerçek dünyaya’ göndermeler yapmak. Sanal ortamda ürün tanıtmak, pazarlamak ve satmanın ötesinde insanlara sanal ortamın dışındaki evreni hatırlatarak ürünü o hayata entegre etmeye teşvik etmek.

Dışarıda bir hayat olduğunun altını çizerek o hayatı güzelleştirmenin öncelikle bireye düştüğünü ve bu süreçte söz konusu markanın ürününün yardımcı olabileceğini göstermek daha etkili bir strateji olacaktır.

İnsanların önüne altı boş idealler vermek sadece hayal kırıklığına neden olarak markanıza güvenin azalmasına neden olur. Bu nedenle dürüstlüğü elden bırakmamak, takipçilerinizi tanıyarak gönderilerinizin etkilerini göz önünde bulundurmak sosyal medya yapılanmasında önemli rol oynuyor.

Özellikle Mark Zuckerberg’ün ocak ayında Facebook’ta geçen zamanın kalitesi ile ilgili yaptığı açıklamadan sonra kullanım açısından dönüşümün başladığı sosyal medya evreninde olumlu ve olumsuzu bilerek olumsuz yönlere olan katkıyı azaltmak sosyal medyada etkin olan herkesin üzerine düşüyor. Yeni, duyarlı ve etkili stratejiler yakındır…

Gelecekten Dijital Pazarlama Haberleri Var!

By | DIGITAL, SOCIAL MEDIA | No Comments

Online alışverişin bu denli geliştiği dönemde kullanıcıların deneyimini dışarıya çıkıp alışveriş yapma deneyimine yakın hale getirme görevini sosyal medyaya üstleniyor. Sosyal medya platformlarının çoğu artık markaların bu platformlar üzerinden ürünlerini tanıtmaları ve satış yapmaları için türlü özellikler geliştiriyor. Kullanıcılar alıcı gözüyle baktıkları herhangi bir ürünün fiyatını gönderi üzerinde görebiliyor ve ürün hakkındaki detaylara kolaylıkla ulaşabiliyorlar. Fakat şimdi gelmek üzere olduğumuz nokta bütün bunların çok ötesinde.

Alıştıra alıştıra ilerlemek adına öncelikle Instagram’dan başlayalım. Instagram belirli markaların kullanımına açtığı etiket özelliğini platform üzerinden ürün tanıtan ve satan tüm markalara verecek. Özellikle sosyal medyada etkinliği revaçta olan Hikayeler üzerinden ilerleyen etiketlerin markalar ve Instagram’ın etkin kullanımı adına olumlu sonuçlar vereceği düşünülüyor.

Etiket özelliğinden yararlanabilmek için markanızın Instagram’ın satış anlaşmaları ve ticaret politikasıyla uyumlu olması, hesabınızın şirket hesabı olması ve bir Facebook kataloğuna bağlı olması gerekiyor. Hesabınız incelendikten sonra onaylandığında artık Instagram gönderilerinizde ürünlerinize fiyat etiketlemesi yapmanız mümkün olacaktır. Ürün etiketleri hakkında detaylı bilgi için Instagram’ın bilgilendirme sayfasına tıklayabilirsiniz.

Bununla da kalmayarak katalogları reklam formatında paylaşma özelliği de gelecek özelliklerin arasında olunca markanızın Instagram üzerindeki varlığı oldukça önemli hale geliyor. Bütün bu özeliklerin bu sene içerisinde yayımlanması öngörülüyor.

Bir sonraki haberi de Facebook’tan alıyoruz. Messenger ve hikayelerde halihazırda kullanılan AR (Augmented Reality/ Artırılmış Gerçeklik) araçlarını kullanıcıların kendi haber akışlarına düşen marka reklamlarından ürünleri denemelerini sağlamak için geliştiriyor. The Social Network insan vücudunu resim çerçeveleri içinde daha doğru şekilde aktarmak üzerine çalışmalar yaptığı duyurdu. Mağaza deneyimini tamamen sanal ortama aktarmak tabi ki de mümkün değil fakat sanal ortamın gerçekliği geliştirilen araçlarla her geçen gün artıyor. Facebook’un bu projesinin vurucu noktası ise internetten alışveriş yaparken o renk sizi açar mı açmaz mı sorusuna siparişiniz elinize ulaştıktan sonra değil ürünü alırken cevap alabilecek olmanız. Tamamen geliştirilip öne sürdüğünde bu özelliğin Facebook’u hem markalar hem de kullanıcılar için vazgeçilmez haline getireceği aşikar.

Gelelim social marketing fısıltılarından sonuncusuna… Snapchat Amazon’la birlikte snap’ini çektiğiniz ürünün görsel benzerlerini Amazon’dan bulmanızı sağlayacak ‘image recognition’ sistemi üzerinde çalışmalar yapıyor. Böylece beğendiğiniz kıyafet, ayakkabı ya da her hangi bir objeye Snapchat aracılığıyla Amazon üzerinden ulaşmak mümkün olacak. Bunun dışında Snapchat kameranızı herhangi bir objeye çevirerek o obje hakkında Google araması yapabilmeniz de Snapchat’ın görüntü tanıma özellikleri üzerinde çalıştığı yeniliklerden bir tanesi. Bu özellik geliştirildiğinde beğenip de soramadığınız için alamadığınız ya da görüp de adlandıramadığınız çoğu şeye bir kamerayla ulaşmak mümkün olacak.

Haftanın sosyal medya ve dijital pazarlama haberleri bu yönde olunca önümüzdeki yıllarda markaların sosyal medyadaki varlıklarının öneminin kayda değer bir şekilde artacağı su götürmez bir gerçek.

Denendi, onaylandı: Instagram Question Stickers

By | SOCIAL MEDIA | No Comments

Instagram hikayelerindeki değişim rüzgarına bir de Nisan ayında denenmeye başlanan soru sorma özelliği katıldı. Günlük aktif kullanıcı sayısının istikrarlı bir şekilde artarak 400 milyon civarında seyrettiği platformda markalar için kullanıcılarla etkileşime geçme olanakları da her geçen gün çeşitleniyor.

Daha önce müzik eklentileri, ürün etiketleri, başkalarının story ve postlarını ‘mention sharing’ ile paylaşma gibi özelliklerle zenginleşen uygulamanın en son yeniliği soru sorma özelliği oldu. Hikayenizde soru sorma etiketini seçerek sorunuzu yazıyorsunuz. Takipçileriniz hikayenizden size cevap verebiliyor ve siz de cevapları hikayenizde paylaşabiliyorsunuz. Burada dikkat çeken nokta ise siz bir cevabı hikayenize eklemeye karar verdiğinizde kullanıcınız anonim kalıyor. Anonimlik, cevapların sahibinin sadece marka sahibi tarafından görülebilecek olması, kullanıcıların etkileşime geçmesindeki çekimserliği denklemden çıkartacak bir özellik olacaktır.

https://instagram-press.com/blog/2018/07/10/introducing-the-questions-sticker/

Bu özellikle beraber markalar fazla efor sarf etmeden kullanıcılarıyla etkileşime geçebilecek, markalarında geliştirmeleri gerekenleri, markaları hakkında merak edilenleri pratik bir şekilde değerlendirerek farklı stratejiler geliştirebilecekler.  Soru sorma özelliğinin anonimlik detayına bağlı olarak bu tür etkileşimlerde katılımın fazla olacağı ön görülüyor. Bu sayede çekimser kullanıcılardan da alınacak soru ve cevaplarla markaların sosyal medyadaki durumunu, etkisini kolay ve etkili bir şekilde analiz etmek mümkün olacaktır.

 

Başarılı Instagram Yarışmasına Giden 5 Adım

By | SOCIAL MEDIA | No Comments

Aylık 1 milyara ulaşan aktif kullanıcı kitlesiyle Instagram markaların sosyal medya üzerindeki imajları için önemli bir platform haline geldi. Platforma yakın zamanda eklenen ve geliştirilen grup araması yapabilme, IGTV gibi özellikler uygulama üzerinden kitlelere ulaşım kanallarını da çeşitlendiriyor. Ulaşım kanallarının çokluğuyla orantılı olarak markanızı büyütmek için sonraki adım etkileşimi artırmak için girişimlerde bulunmak olacaktır. Çünkü Instagram’ın algoritmasına göre etkileşim oranınız yükseldikçe uygulama içinde kitlelere ulaşma miktarınız o derecede yükselir. Etkileşim oranınızı yükseltmenizde size yardımcı olacak yollardan bir tanesi de Instagram’da yarışma düzenlemektir.

Yarışma düzenlerken dikkat edilmesi gerekenlere gelindiğinde sizlere vereceğimiz 5 önerimiz var.

1)Kurallara Uyun

Instagram’ın uygulama ve topluluk kurallarına mutlaka göz atın ve yarışmanızı bu kuralları takiben organize edin. Yarışmayı kullanıcılarınıza anons ederken Instagram’ın yarışma denetiminden, ödüllerin dağıtımından sorumlu olmadığının açık olduğuna emin olun. Yarışma kurallarını açık ve kullanıcılarınızın tercih ettiği, anlaşılır bir dille paylaşın.

2)Başka Markaların Çalışmalarına Göz Atın

Yarışmanın başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesinin arkasında yapılan araştırmaların da katkısı büyük. Kullanıcılarınızla verdiğiniz ödül/promosyon ile fiziksel dünyada da etkileşime geçeceğiniz için profesyonellik ve nitelik oldukça önemli bir nokta. Hatalardan kaçınıp başarılı taktikleri stratejinize adapte etmek sizin için iyi sonuç verecektir.

Bu noktada size yardımcı olacak hususlardan bir tanesi de yarışmanızda uygulayacağınız yaklaşım. Yarışmalarda kullanılan yaklaşımlar:

Tag-to-win (Etiketle-Kazan): Sadece takipçilerinizle sınırlı kalmayarak etkileşiminizi arttırmanız için iyi bir yöntemdir. Markanızın adının kullanıcılara ulaşması ve Instagram sayfanızın bilinirliğinin artması adına atabileceğiniz adımlardan biridir.

Fotoğraflı yarışmalar: Yarışma şartının kullanıcının kendi profilinden fotoğraf paylaşarak belli bir hashtag’i kullanması olan yarışma türüdür. Etkileşimi arttırmak için atılabilecek adımların arasında en etkili olanlarındandır. Fotoğraf paylaşmak kullanıcının sadece etiketleri birkaç kişiye değil profilindeki kişilerin tümüne ulaşmanızı sağlar. Hashtag yeterince katılım gerçekleşirse yerel ve bölgesel bağlamda kullanıcılara ulaşmanıza yardımcı olacaktır.

Diğer yarışma türleri ise beğen-Kazan, yorum yap- kazan, repost’la-kazan olarak kategorize edilir. Fakat en çok etkileşim olanağı etiketle-kazan ve fotoğraflı yarışmalardadır.

3) Kullanıcıların Harcadığı Zamanın Öneminin Farkında Olun

Vereceğiniz ödülleri düzenleyeceğiniz yarışmanın türüyle orantılı olarak artmalı. Takipçilerinizin harcadığı zamana değecek ödüller vermelisiniz. Örneğin düşük miktarlı bir hediye çeki veriyorsanız yarışmanızın beğen-kazan türünde olması uygun olacaktır. Kullanıcılarınıza gerçekleştirecekleri, zaman ayıracakları yarışma şartlarına uygun ödüller sunmalısınız.

4)Yarışmaya Katılmayı Olabildiğince Kolaylaştırın

Yüksek etkileşim bir hesap için her zaman idealdir. Fakat etkileşim sağlamaya çalışırken kendinize köstek olmayın. Yarışmalarınızda kullanıcılardan beğenme, yorum, repost, paylaşım, etiketleme beşlisinin hepsini bir arada isterseniz süreci bir o kadar karışık hale getirirsiniz. Katılım, hatasız katılım tabi ki de olacaktır ama bunların hepsini yapmanın göz korkutucu geleceği bir sürü kullanıcı da olacaktır.

5)Tanıtım Esastır

Yarışmanızı tek platformdan yürütseniz de yarışmayı diğer sosyal medya hesaplarınızdan, websitenizden/blogunuzdan, e-mail haber bültenlerinizden ve mağazalarınızda duyurmalısınız. Böylece Instagram profilinizdeki trafiği arttırmış olur, profilinize dikkat çekersiniz.

Araştırmalara göre Instagram yarışmaları etkileşim arttırmak konusunda birebir… Öncelikle daha küçük çaplı yarışmalarla başlayarak edindiğiniz geri dönüşlere ve incelediğiniz istatistiklere göre yarışmaların çapını büyütebilir, etkileşiminizi büyük orandan arttırabilirsiniz.

Sosyal Medyada Var olmak

By | content, DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

Şüphesiz ki bulunduğumuz çağ içinde sosyal medya kitlelere ulaşmanın en etkili yöntemi haline geldi. Her mecranın kendi içinde farklı amacı, getirisi ve markalara sunabileceği çeşitli olanaklar vardır. Instagram’da görsellik ön plana çıkarken, LinkedIn’de daha kurumsal çalışmalara yer verilir. Bu şekilde sosyal medya markaların kendilerini tanıtmaları/tanımlamaları, etkileşim kazanmaları ve bu etkileşimi devam ettirerek markalarına değer katmaları için onlara sınırsız olanaklar sağlar. İşin püf noktası bu olanakları yakalamayı ve sosyal medya platformlarındaki profilleri etkili bir şekilde yönetmeyi bilmektir.

Bu noktada atılacak ilk adım markanın kendisini, amaç ve değerlerini iyi tanıyarak hedef kitlesine uygun, anlaşılır ve etkili bir dille; kaliteli yazılı/görsel içeriklerle aktarmasıdır. Öncelikle markanın kendi üslubunu ve stilini oturtması; farklı sosyal medya platformlarına göre bu stili içeriklerine uydurması gerekir. Kısacası etkin olunan platformlarda markanın bir karakterinin olması onu başka markalardan ayırıp tercih edilmesini sağlayacak bir nitelik olacaktır. Ayrıca özgün, marka bazında ilgi çekici, donanımlı ve kitleye karşı anlayışlı içerikler oluşturması markanın öne çıkması adına önem taşır.

Belli bir içerik dili ve dizgisi oluşturulduktan sonra içeriğin sağladığı etkileşimi yakından incelemek odaklanılması gereken nokta olacaktır. Kalitesinin yanında içeriğin değeri sağladığı etki, markaya sağladığı geri dönüşler ile ölçülebilir. Etkileşim ve geri dönüşler içeriğin kalitesi, stili ve üslubu ile doğru orantıda gitmiyorsa markanız için değişim çanları çalıyor demektir. İçeriklerinizin performansınızı sosyal medya analitikleri üzerinden takip etmeniz değişime ihtiyaç duyup duymayacağınızı saptamanızda size yardımcı olacaktır. Sosyal medya analiz uygulamaları farklı sosyal medya platformlarında içeriklerinizin performansı; içeriklerin kime ulaştığı, beğeniler, yorumlar gibi bilmek istediğiniz ve stratejinizi geliştirebileceğiniz bütün verileri size sunarak markanız için gerekli değişimleri size gösterecektir. Konu değişime gelmişken söylemeliyiz ki sosyal medyada “değişmeyen tek şey; değişimdir”. Sürekli gelişen ve değişen dünyada olduğu gibi; Instagram, Twitter, Facebook gibi her gün yeni bir özelliğin geldiği başlıca sosyal medya platformlarında da “aynı nehirde tekrar yıkanamazsınız”. Profilinizin karakteri ve stilinizden uzaklaşmadan içeriklerinizi hedef kitlenizin geri dönüşlerine, beklentilerine ve ihtiyaçlarına göre geliştirmeniz gerekir. Adeta bir insan yaratır gibi markanızın karakterini oluşturduktan sonra o karaktere yeni özellikler ekleyerek gelişmesine, değişmesine ve kendisine yeni anlamlar kazandırmasına izin vermelisiniz.

Takipçileriniz sadece sayılardan ibaret değildir; insanlar rutini ve düzeni rahatlatıcı bulsalar da bu monoton hale geldiğinde bir kaçış yolu ararlar. Sosyal medyada kaçış yolunu bulmak da hayatta olduğu kadar zor değildir. Daha önce ilgilerini çekerek baktıkları fotoğraf ve yazıları beğenmeden, okumadan geçmek kolaydır, bir adım ilerisine baktığımızda markanızı takipten çıkarmak ise üç saniyelik parmak hareketine bağlıdır.

Markanız için bir karakter oluşturdunuz, analitiklerinizi takip ettiniz, gelişmekte ve değişmektesiniz… Bir sonraki adımınız ne olmalı diye sorarsanız cevabı etkileşimi ilerletmek. Etkileşim kelimesi işteş bir kelimedir, karşılıklı yapılır. Sadece takipçileriniz sizinle etkileşime geçmez, kuvvetli bir etkileşim için sizin de bu etkileşime dahil olmanız gerekir. Biri size yorum yazdığında beğenmeli hatta gerektiğinde cevap vermelisiniz. İnsanlar sosyal varlıklar olduğu için bir adım attıklarında (yorum, direct message vb.) karşılığında kabul görmek isterler. Size yorum gönderen bir insana birkaç kere cevap vermediğinizde o insanın bir daha sizinle etkileşime geçmesi için bir neden olmaz. Pozitif geri dönüşler her zaman beğenilmeli, favorite edilmeli veya yorum yapılmalı. Takipçilerinizin markanızla bir tanışıklığa sahip olması etkileşimin sürekli olması ve artması için önemlidir.

İçerik planlaması bu noktada ayrı önem taşır. Gönderilerinizde ve içeriğinizin kalitesinde süreklilik sağlamak takipçilerinizin size ve içeriğinize güvenmesi sağlar. Sürekliliği sağlamak için her an not alabileceğiniz bir platform bulmak ve içeriklerinizi buradan düzenlemek büyük kolaylık sağlayacaktır. Excel Spreadsheet, WordPress Editorial Calendar gibi uygulamalarla içeriklerinizi düzenlemek, gönderilerinizi  zamanlamak, paylaşım zamanlarınızı aksatmadan sürekliliği sağlamanız mümkündür. Fakat dikkat edilmesi gereken noktalardan biri bu alanda da gerekli değişimleri yapabilmektedir. Bir gönderiyi bütün sene boyunca, her ay aynı saatlerde paylaşmak size her zaman verim kazandırmaz. Şubat ayı ile Temmuz ayının etkileşimin yüksek olduğu saatleri aynı olmayabilir. Bu noktada da yine analitiklerinizi inceleyerek edindiğiniz bilgilerle paylaşım zamanlarınızı aylara ve dönemlere göre modifiye etmeniz sosyal medya hesabınız için en sağlıklısı olacak ve duraklama dönemlerinden geçmeden öne çıkmanızı sağlayacaktır.

Sosyal medyada öne çıkmanın yöntemlerinden bir tanesi de kullandığınız hashtag’lerdir (etiketlerdir). Hashtagler ulaşmak istediğiniz kitleyi spesifik bir şekilde belirlemenize yardımcı olur. Örneğin, markanızla üniversiteli gençlere ulaşmak istiyorsanız #üniversite, #kampüs gibi hashtagleri kullanarak hedef kitlenizi belirlemiş olursunuz.  Markanızla ilgili alanların hashtag gönderilerini incelemek size yapmanız gerekenler, sektörde nelerin ilgi çektiği ve kendi alanınızda sizin hakkınızda ne konuşulduğu gibi önemli, üzerine gidebileceğiniz bir bilgi birikimi sağlar. Kendi alanınızla bağlantıda olmak ve güncel içerikleri takip etmek sosyal medya hesaplarınızı yönetirken daha bilinçli ve etkili kararlar vermenizi sağlayacaktır. Ayrıca yaptığınız yarışmaların, etkinliklerin tanıtımını yapmak ve bunlara verilen reaksiyonu, katılımı belirlemek için ideal araçlardır. 

Özellikle Twitter’daki hashtagler size aynı konu üzerinde birçok kişinin görüşünü gözlemleyebileceğiniz bir platform sağlar. Aynı hashtag altına toplanmış kişilerden markanız ve markanızın imajı hakkında detaylı bilgi alabilir, değişiklikleri bu görüşler üzerinden yönetebilirsiniz.

İmaj konusu üzerinden ilerlediğimizde hatırlatmamız gereken nokta şudur ki sosyal medya imajınızı online platformda yönetmenize yardımcı olur ve markanıza katkı sağlar. Fakat imaj yönetim sosyal medya dışında da önemlidir. Ekranın dışında markanıza bir imaj yaratmadığınız ya da bu imajı geliştirmek veya düzeltmek adına bir girişimde bulunmadığınız sürece markanızın öne çıkması zor olacaktır. Sosyal medya kendimiz, markamız adına yarattığımız bir maskedir ve sizi takip eden kişiler o maskenin arkasının boş olduğunu düşünürse o noktadan geri dönmek zordur. Bu nedenle sosyal medya ile markanın ekran dışındaki imajını interaktif bir şekilde yönetmek ve geliştirmek büyük önem taşır.

Sosyal medyanın yarattığı illüzyon hissi de kullanıcı ve marka arasında bir duvar oluşmasına neden olabilir. Bu duvarı aşmak için yarışmalar, etkinlikler düzenlemek, sosyal medya platformları dışında bir iletişim kanalı oluşturmak tanışıklığı ilerletmeye yardımcı olabilir. Tanışıklıkla birlikte sağlanan güven duygusu takipçilerin markanıza ve ürünlerinize gösterdiği ilgiyi arttırarak sürekli hale getirir; sosyal medya içinde ve dışında ön planda olmanıza yardımcı olur.

Instagram Algoritmasında Büyük Değişiklik

By | DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

Instagram, yaptığı güncellemeler ile 2018’de zaman tüneli akışı, erişim ve etkileşim oranında büyük değişimler yaratacak. Yeni düzenleme ile, daha çok etkileşim alan paylaşımların, zaman tünelinde daha yukarıda görünmesini sağlıyor. Belli bir etkileşim oranına çıkamayan paylaşımlar ise takipçilerin ana sayfasına düşmeyecek. Peki bu durum reklam içeriğini ve yöntemini nasıl değiştirecek? 

Öncelikle, markaların sosyal medya hesaplarını, bireysel bir hesaptan farklı olarak, yorum da alabilecek içeriklerle desteklemesi gerekecek. Zira, yorumlar ve yorumlara verilen yanıtlar etkileşim oranını ciddi oranda etkiliyor ve paylaşımın daha yukarıda görünmesine imkan sağlıyor olacak. Markaların, buna uygun paylaşımlar yapmalarının da sosyal medya reklamcılığının dilini ve yöntemini sil baştan değiştirmesi kaçınılmaz. Önümüzdeki süreçte daha çok soru-cevap, yarışma ve ödüllü kampanya içeriği ile karşılaşmamız işten bile değil. Ayrıca, Instagram içinde bir “mikro-mecra” vazifesi gören Stories de, bu değişimden etkilenmemesi sebebiyle daha ön plana çıkacak. 

Özet olarak, markaların uyguladıkları sosyal medya reklam modeli, kullanıcıya ulaşmak bakımından birçok yeniliğe açık olmalı. Instagram, markaları “Söyleyen” pozisyonundan “Sohbet eden” pozisyonuna çekmeye kararlı. Dolayısıyla markalar da, takipçileriyle daha yakın ilişkiler kurmak için yöntemler aramalı; sorular sormalı, yorumlara yanıt vermeli ve etkileşim oranını yüksek tutmak için yatırım yapmaktan sakınmamalı. 

Youtube’un Beklenen Uygulaması Youtube Go Yayına Girdi!

By | DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

Youtube’un uzun süredir üzerinde çalıştığı Youtube Go 130 ülkeyle aynı anda Türkiye’de de yayına girdi. Öncelikli olarak Hindistan’da test edilen, ardından Endonezya başta olmak üzere başka birçok ülkede daha test yayınına giren Youtube Go dijital hayatımıza birçok yenilik katacak.

Youtube Go’nun kuşkusuz en büyük avantajı internet erişimine sahip olmadığımızda da video izleyebilmemizi sağlayan uygulama için indirmeler sağlaması. Bu özellik sayesinde, izlemek istediğiniz bir programı WiFi’ye bağlıyken indirip sonrasında izleyebilirsiniz. Diğer video indirme programlarından farklı olarak Youtube Go’da videolar uygulama içinde kalıyor ve izledikten sonra kolaylıkla silmek mümkün oluyor.

Özellikle Endonezya’daki test yayını süresince birçok sosyal yardımlaşma platformu tarafından da kullanılan Youtube Go, medya sektörü ve medya kullanımı gerektiren birçok platform için, takipçiye ulaşmayı kolaylaştıran bir alan sağlayacak.