İçerik Pazarlamasında Dengeyi Nasıl Sağlarsınız?

By | content, DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

İçerik Pazarlamasında Dengeyi Nasıl Sağlarsınız?

İçerik pazarlaması, ince bir ip üzerinde bazen tehlikeli rüzgârların etkisi ile yürümek gibi hissettirebilir. Bir taraftan marka tanıma ihtiyacınız var; izleyiciler, beğeniler, paylaşımlar, ifadeler vs. Aslında biz reklamcılara iyi hissettiren tüm ölçümler… Diğer taraftan, etkileşimler, leadler, dönüşümler ve etkinliği kanıtlamanın gerekliliği… Yani satış departmanı ile karşı karşıya geldiğimiz anlar. Sonuç olarak, pazarlamanın daha veriye dayalı hale gelmesi yüzünden pazarlamacılar giderek yaptıkları katkıyı kanıtlamak zorunda tutulmaktadır.

Tüm bu etkenler dengeyi tutturmakta zorlanmanıza neden olur. Bazen bir taraftan diğerine doğru sallanır, rüzgarın savurduğu yöne doğru gidebilirsiniz. Sadece ayakta durmaya çalışıyorsanız da ilerlemeniz oldukça zor. İyi haber, doğru dengeyi bulduktan sonra hızlı bir şekilde yol alabilirsiniz. Daha da ilerleme kaydetmek için küçük düzenlemeler yapabilirsiniz. Doğru kitle için içerikleri cazip hale getirebilir ve satın alma kararı vermelerine yardımcı olabilirsiniz.

İki dengesiz yolu inceleyelim ve sağlıklı bir dengeyi nasıl sağlayabileceğimizi konuşalım.

1: Huninin Üstüne Odaklanın

Pazarlamada AIDA modeli üzerinden düşünecek olursak, huninin geniş ağzında daha çok insan olduğunu görürüz. Bu modelde daha çok insan üzerinden gittiğimizi düşünelim ve huninin bu ağzını kullanalım. Böylece daha çok insan ulaşır, tıklamalar ve paylaşım için maksimize edilmiş içerik oluşturursunuz, diye düşünebilirsiniz.

Şöyle ki, çalıştığınız şirket özel üretim dizlik yapıyor olsun. Siz de bu marka için bir köpeğin havuza atladığı trend bir video görüyor ve derleme bir video content hazırlayarak takipçilerinizle paylaşıyorsunuz. Harika bir video ve viral olarak da yayılıyor. Ancak sorun şu ki, içerik ürettiğiniz ürün ile temas etmiyorsa, yanlış hedef kitle ile muhatap oluyorsunuz demektir.

Sonuç olarak, content’i izleyenlerden ikinci adıma geçmesini isteyemezsiniz çünkü gerçek amacınıza baktığınızda ilk adımı atmamışlardır.

2: Huninin Altına Odaklanın

Şu durumda geniş ama alakasız bir kitleyi çekmek işe yaramaz. Onu diğer uca götürelim ve ürününüzle ilgilenen bildiğiniz insanlara odaklanalım, ne dersiniz? Böylece içeriğiniz üzerinden doğrudan bir satın alma kararına gitme olasılıkları daha yüksek olacaktır.

Bu, özel üretim dizlik için ihtiyacı olan insanları ikna eden bir içerik oluşturmak demektir. Dizlerinizi hassasiyetle saran dizlikleri vurgulayan videolar. Üretimde kullanılan tekstil materyalleri ile ilgili kumaşın yumuşaklığına vurgu yapan mesajlar. Böylece sizin zaten takipçiniz olan kişiler başka bir marka satın almayacaktır.

Ancak piyasada kaç kişi var? Kaç kişi sizin ürettiğiniz dizliği gördü? Dizinde sıkıntı yaşayan ekstra kaç kişiye ulaşabildiniz? Bu yaklaşım, potansiyel kitlenizin bir kısmını yakalayabilir, ancak çoğunluğu dışarıda bırakır.

Etkin Bir İçerik Dengesi için 4 İpucu

Bu anlattıklarımıza göre bu iki yaklaşım ile ip üzerinde dengede kalmanızın mümkün olmadığını görmüş olmalısınız. Peki, ip üzerinde dengenizi bulup, nasıl koşmaya başlayacaksınız? Bunun için huni yaklaşımını kullanacağız. Pazarı bir huni içerisinde düşünün AIDA modelinde olduğu gibi…

1: Kendi kitlenizi doğru tanımlamalısınız.

Huninin neresinde olursa olsun, oluşturduğunuz her içerik kitlenizle bir şekilde ilişkili olmalıdır. Ancak bu, kitlenizin kim olduğunu net bir şekilde tanımlamanız, aynı zamanda kitlenizin kim olmadığını da tanımlamanızla mümkün olacaktır. En ucuz dizliği isteyenler için içerik oluşturmayın. Onlar hedef kitleniz değil. Öncelikle teklifinize değecek muhtemel kişilere odaklanın.

2: İçeriğinizde ürün olmalı ama ne kadar?

Çoğu marka, huninin alt kısmında bir kitleye sahip ve bu kitle sayesinde marka ile ilgili content’ler ile gelir elde edebilir. Ancak sadece huninin alt kısmına değil diğer basamaklarına da dokunmanız gerekir. Yapmanız gereken içeriğinizi de bir huni gibi düşünmek. Huninin ucunda yer alan kitle dışındaki kitleye ulaşırken de mutlaka üründen bahsetmelisiniz ancak o kitleye neden şimdiye kadar ulaşamadığını düşünüp dizliğin farklı yönlerinden de bahsetmek gerek.

3: Hunide yer alan hedef kitleyi unutmayın.

“Dizimde ağrı var ama sorun değil…” ya da “Spordan sonra iyi bir dizlik işime yarardı”… Unutmayın,  huninin ortasında potansiyel bir hedef kitle yer alıyor. Markanızı piyasada bir otorite olarak konumlandırıp, ürün ile ilgili faydalı bilgiler sağlayarak, kitlenizin hayatlarını nasıl iyileştireceğini göstererek güven kazanırsınız. Huni kalabalık ve farklı ihtiyaçlara sahip, içerikleriniz de çeşitli olmalı ve farklı çözümler yaratmalı.

4: Ana Sayfa’yı Dönüşüm Hunisi İçeriğinin Altına Taşı

İyi dengelenmiş bir içerik planında, içerik hunisi ve hedef kitle hunisi zıt şekilde çalışacaktır. İlk içeriğiniz ürün ile alakalıydı ve huninin ucundaki hedef kitlenize sesleniyordu. Orta içeriğiniz orta hunideki hedef kitlenin farklı ihtiyaçları olabileceğini öngördü ve daha ileri gitti. Şimdi, doğrudan farklı kitle segmentlerine konuşan birkaç başka konsepte ihtiyacınız var. Her bir konsept, kişinin neden dizlik kullanımını bir çözüm olarak görmesi gerektiğini anlatmalı. Burada dayanıklılık testleri, dizliğin farklı kullanım alanları, farklı markalar yerine neden sizin markanız tercih edilmeli gibi… Böylece huninin ağzındaki kitleye de kendinizi gösterebilirsiniz.

Dengenizi kontrol edin!

İçeriğinizin dengeli olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Analiz yapın. Arama sonuçlarında tonlarca gösterim elde ederken, hiçbir tıklama gelmezse veya sayfa trafiği elde ederken, e-mail toplayamıyorsanız; içerikleriniz daha çok huninin geniş ağzı ile alakalı olmalıdır. Aksi durumda yüksek bir dönüşüm yüzdesiniz varsa ancak toplam trafiğiniz azsa, huninin altına çok odaklısınız. Potansiyel müşterilerinize ihtiyaç duydukları şeyi daha iyi verecek şekilde ayarlamalar yapmaya devam edin. İçeriğinizi dengelediğinizde, trafik ve dönüşüm artışı bulma ihtimaliniz yüksektir.

.

5 Tüyo İle İçeriklerinizi Güçlendirin!

By | content, DIGITAL, SOCIAL MEDIA | No Comments

5 Tüyo ile İçeriklerinizi Güçlendirin! 

Trendlerin çok hızlı değiştiği internet dünyasında içeriklerinizi nasıl zirveye taşıyabilirsiniz?

Herkes tarafından konuşulacak bir içerik üretmek için fikirleriniz özgün olmalı ve çalışmalarınız aceleye getirilmemiş olmalıdır. Aceleye getirilmiş bir içerikte iyi bir analiz yapılmadığı için içeriğiniz kitlelere ulaşamayacaktır. En fazla bir saman alevi gibi çok kısa süreliğine parlayıp internetin mezarlıklarına doğru yola çıkacaktır.

Trendlerin çok hızlı değiştiği internet dünyasında içeriklerinizi nasıl zirveye taşıyabilirsiniz?

U.CAN.BE Digital

İçeriklerinizi takip edenlerin kalplerini fethetmek istiyorsanız, hedef kitlenizi iyi tanımalısınız, onların ne isteyeceklerini bilmelisiniz. Okuyucularınızı mutlu etmek için onlara bol bol sürpriz yapmalı, onları şaşırtmalı, onları heyecanlandırmalısınız. Şeytanın bile aklına gelmeyeceği yaratıcı fikirlerle insanları internette tutabilir ve onlara cennetteymiş gibi hissettirebilirsiniz. Şimdi bunun için gerekli olan 5 önemli tüyoya geçelim.

1-Sürekli Araştırın

Mükemmel yani yaratıcı bir içerik oluşturmak için önce bilgi toplamak gerekir çünkü bilgi yoksa fikir de yoktur.  Bu yüzden nasıl bir kitleye hitap edecekseniz kitlenizin neleri sevip neleri sevmediğini, neleri sahiplenip neleri kabullenmediğini bilmelisiniz. Kitlenizi daha iyi tanımak için Google analitik bilgilerinden müşteri anketlerine kadar her kaynağı bir gözden geçirin ve cevaplanmamış sorular var mı yok mu bunları keşfedin. Bu şekilde kendinize yeni bir içerik konusu bulabilirsiniz.

2-Farklı Ol

Önceki çalışmalarınıza bir göz atın; yüksek ihtimal bazı içeriklerinizin neredeyse birbirinin aynısı olduğunu göreceksiniz.  Bir çalışmaya kardeş bir çalışma yapmak güzeldir, çalışma yalnız kalmaz önceki yazıdan kalan eksikler giderilebilir. Kardeş yazının böyle bir avantajı var ama gidip de aynı yazıları aynı fikirleri farklı bir malmış gibi satmak okuyucularınızı bunaltacaktır. Çünkü kimse zamanını tekrarlayan bir yazıya ayırmak ve kandırılmak istemez. Bu yüzden her zaman özgün olunmalı ve farklı bir fikirle bir sanatçı titizliğiyle içeriklerinizi hazırlamalısınız.

Çalışmalarınıza yenilik katmak için mesela ekibinize yeni bir insan katın. Yeni bir ses, yeni bir soluk demektir. Ya da okuyucularınızla sohbet edin, onlara sorular sorun ya da onlar size soru sorsunlar siz cevaplayın (bu konuşmayı yüz yüze yaparsanız daha iyi olur) ve konuşmayı podcast için kaydedin.

İnsanlara beklemedikleri anlarda sürpriz yaparak ulaşın. Örneğin; kitlenizden bazı insanları seçin, seçtiğiniz kişinin en yakın arkadaşlarını bulun ve onlarla ortak bir çalışma yapın. İçeriği o arkadaşlar seçtiğiniz insana okusun, onlar seslendirsin ya da seçtiğiniz kişi tatlı bir kurban olsun ve arkadaşları ona bir şaka yapsınlar veya kendisiyle alakalı hoş bir içerik hazırlanıp kendisini sokakta birkaç afişte görsün vb… Daha sonra bu çalışmayı da kameraya çekin ve sosyal medyada yayınlayın. Yani her zaman yapılan işlerden farklı olun tabii daha iyi bir fikriniz varsa onları da yapabilirsiniz.

3-Dizi Çekmek Karlıdır

Sağlam bir içerik oluşturmak için çalışmanızın pazarlanabilir olması gerekir. Bu yüzden ne kadar çok tıklanacak, okunacak, konuşulacak bir içerik hazırlarsanız cebiniz de o kadar mutlu olacaktır. İçerikleriniz ya insanları güldürmeli ya da insanları düşündürmelidir. Okuyucularınızı bilgilendirmek istiyorsanız içeriğinizin sıkıcı olmamasına dikkat edin.

Hazırladığınız içerik bir dizi gibi arka arkaya birkaç bölümden oluşsun ve yazınızın devamını belli bir zaman sonra okutun. Yani insanlar sizi sabırsızlıkla beklemeli ve bir sonraki yazınızı merak etmeliler tabii siz de sabretmeye değer bir yazı oluşturmalısınız. Çünkü aralıksız bir şekilde içerik hazırlamak insanları bir noktadan sonra sıkacaktır ve kimse o sayfalarda derin içeriklere dalmak istemeyecektir. Bu şekilde daha fazla gelir elde edeceğinize eminim.

4- Tasarım Olmazsa İçeriğin Ömrü Bir Gün…

Fikirleriniz ne kadar orijinal olursa olsun, tasarımla süslenmediyse o içeriğin ömrü bir kelebeğin ömrüne benzeyecektir. Neden kendinize her gün mutluluk vermek yerine bir kelebek gibi bir günlük mutluluğa razısınız? Hadi o kelebek onun elinde değil; ama siz insansınız ve içeriklerinizin uzun ömürlü olması için tasarıma deli gibi ihtiyacınız var. Unutmayın içeriğinizde tasarım yoksa kelebeğin ömrüyle rekabet edersiniz.

Birkaç basit önerim var. Mesela içeriğinize uyumlu GİF’ler bulmak, uygun emojileri kullanmak, caps oluşturmak; içeriklerinize hem mizah katar hem de uyumlu olur. Ya da yazı karakteriniz içeriğinizle uyumluluk göstersin, karakterler uyuşmuyorsa iyi bir hissiyat ortaya çıkmaz, uygun arka plan resimleri kullanın. Okuyucularınız içeriklere çok ama çok basit bir şekilde ulaşsın, zorlaştırmanın bir anlamı yok. İşleri kolaylaştırmak her zaman doğru bir tasarım ile mümkündür. En doğru tasarım zamanı doğru kullanmaktır, yani çalışmanız 5 dakikada değil de 2 dakikada da anlatılması mümkünse 2 dakikada anlatın. Zamanı dolu kullanmanız gerek kimse zamanının boşa gitmesini istemez. Tasarımınız genelde sade olmalı sadelikte gereksiz olan bir şey yok ve olması gereken ne varsa var demektir. Yani ne eksik ne de fazla.

5-Müşteri Haklıdır

Müşterisini dinlemeyen kaybeder. Çalışmalarınızda okuyucularınızın seslerine kulak verin. Onlar size zamanını veriyorsa siz de onlara en güzel içeriği verin. Okuyucuların sizden istediği ilk şey güvendir. Eğer okuyucular size güvenirse ve sizi samimi bulursa sizin içeriklerinizden ayrılmayı hiç düşünmeyecektir. Okuyucu size değer vermeye başlamışsa siz de onlara bir değer verin, mesela okuyucuları çalışmalarınıza ortak edebilirsiniz. Onlarla ortak bir içerik hikayesi yaratın ve ortak bir hikayeniz olsun. Ufak bir yarışma sonucu ya da bir çekiliş yaparak çalışmanıza ortak edeceğiniz bir kişiyi bulmak sizin içeriklerinizin takip edilme sayısını arttıracak ve insanlar bir çalışmanın içinde bulunmaktan büyük keyif duyacak. Ya da içeriklerinize hashtag eklemek insanların hikayelerini sizinle paylaşmasını sağlayacak ve böylece insanların size olan güveni ve samimiyeti artacak ve ‘’ben de ben de ben de bulunmak istiyorum’’ sesleri yükselmeye başlayacaktır.

Dijital Dünya Kullanıcı İstatistikleri 2017

By | Business, DIGITAL, Internet, SOCIAL MEDIA | No Comments

We Are Social ve Hootsuite tarafından hazırlanan “Digital in 2017 Global Overview” raporu yayınlandı. Bu yılın Global Digital raporunda aşağıda sözü geçen önemli noktalar bulunuyor. 2016 yılına girildiğinde dijital dünya ihtişamlı bir büyüme yaşamıştı ve bu büyüme 2017 yılında da devam etti.

  • Dünyanın yarısından fazlası artık akıllı telefon kullanıyor.
  • Dünya nüfusunun neredeyse üçte ikisinde cep telefonu var.
  • Dünyadaki web trafiğinin yarısından fazlası artık cep telefonlarından yapılıyor.
  • Dünyanın dört bir yanındaki mobil bağlantılarının %50 den fazlası artık ‘geniş bant’.
  • Dünya nüfusunun beşte birinden fazlası son 30 gün içinde alışveriş yaptı.

graphic

  • 3.773 milyar internet kullanıcısı, dünya nüfusunun %50’si
  • 2.789 milyar aktif sosyal medya kullanıcısı, dünya nüfusunun %37’si
  • 4.917 milyar özgün mobil kullanıcı, dünya nüfusunun %66’sı
  • 2.549 milyar aktif mobil sosyal medya kullanıcısı, dünya nüfusunun %34’ü

2016 yılı raporunda dijital küresel internet penetrasyonu %50’yi aştı, değişim hızı son 12 ay içinde şaşırtıcı bir şekilde artmaya devam ediyor.

  • 2015 ile karşılaştırdığımızda; 2016 yılında 354 milyon (%10) internet kullanıcısı tarafından büyüdü.
  • 2015 ile karşılaştırdığımızda; %21 kadar artan aktif sosyal medya kullanıcısı 482 milyon oldu.
  • Son 12 ay içinde özgün mobil kullanıcısı %5’lik bir büyüme ile 222 milyon oldu.

2016 yılında etkileyici bir biçimde %30’luk büyüme sağlayan mobil sosyal medya kullanıcıları 581 milyona kadar ulaştı.

graphic2

İNTERNET KULLANIMI

Analizin başında belirtildiği gibi, bu yıl ki raporun en çarpıcı sonuçlarından biri dünya nüfusunun yarısından fazlası tam da şu anda internet kullanıyor. Dahası internet kullanımı, 5 yılda %80’den fazla küresel kullanıcı ile tüm dünyada hızlanmaya devam ediyor.

Bu yıl ki rakamlar geçen yıl belirtilen internet kullanıcı sayısındaki artıştan biraz daha fazla olsa da 2016 raporunda rapor edilen 332 milyon artışa bu yıl 20 milyonluk bir artış eklenerek 354 milyon kullanıcı ile geçen yılki rakam geride bırakıldı. Ayrıca bu yıl küresel mobil internet kullanımı için rakamlar bulunuyor. En yeni veriler dünya internet kullanıcılarının %90’dan fazlasının mobil bir cihaz aracılı ile çevrimiçi olduğuna işaret ediyor. Araştırmalar; herhangi bir ülkede ‘İnternet Kullanıcısı’ için tek bir rakamın tespit edilmesinin zor olduğunu, insanların daha farklı cihazlar kullandığını ileri sürüyor. Sonuç olarak, bildirilen internet kullanıcı sayısının Facebook tarafından bildirilen son kullanıcı verilerinden düşük olduğu durumlarda, aktif Facebook kullanıcılarını internet kullanıcıları için anlamlı bir rakam olarak dahil etmişler.

graphic3

Mobilin web trafiğindeki payı bir önceki yıla oranla %30 artarken, bu artışın büyük bir kısmı dünyanın gelişmekte olan ekonomilerinden geliyor. Cep telefonlarıyla internete erişen insan sayısının son bir yılda dramatik bir şekilde artması ve diğer cihazların sunulan toplam web sayfalarının payında düşüş gözlemlendi.

graphic4

SOSYAL MEDYA KULLANIMI

2016 yılında sosyal medya kullanımı %20 oranında arttı. Özellikle son 10 yılda dünyanın en popüler sosyal medya platformu Facebook özellikle etkileyici artışlar yayınladı. Yaklaşık olarak dünya üzerinde 2,8 milyar kişinin sosyal medya kullandığını ve %91’inden fazlasının bunu mobil cihazlar üzerinden yaptığını biliyoruz. Yeni kullanıcı sayısı %21 oranında büyüdü ve 482 milyon kişi bu büyük platforma katılmış oldu.

graphic5

Sosyal medya sayıları genel olarak etkileyici. Ancak 2017’de sosyal medyadaki çarpıcı hikaye mobil kullanıcılar. Bunun sebebini mobil sosyal medya kullanımının hızlanan büyümesi ve yavaşlama belirtisi göstermemesi açıklayabilir. En yeni veriler, dünya nüfusunun üçte birinin (2.5 milyar kişi) her ay mobil cihazlar aracılığı ile sosyal medya hizmetlerine eriştiğini ve bu rakamın geçtiğimiz yılki rapora göre 581 milyon arttığını gösteriyor. Perspektif büyüme olarak baktığımızda, kabaca son 12 ayda dünya nüfusunun %8’i bu platformlarla tanıştı ve her bir saniyede 18 yeni kullanıcı kazanmaya devam eden mobil sosyal medya artmaya yavaşlamadan devam ediyor.

Sosyal Medyacı Uyan!

By | Business, DIGITAL, SOCIAL MEDIA | No Comments

Sosyal Medyacılar…

Reklam ajanslarında bazı klişeler vardır. Rahat ortam, aykırı tipler, sinema karakterlerinin dizili olduğu raflar, film afişleri ve tabii ki İngilizce&Türkçe karışımları… Yaratıcı ekibin kimseleri beğenmemesi ve ormana aykırı gitmesi de bunlardan birisidir.

Son yıllarda dijital ajanslar içerisinde yeni bir ekip ortaya çıktı. Sosyal Medyacılar! Hiçbir ekip tarafından henüz pek ciddiye alınmayan, Facebook kullanmasını bilmesi ile ön plana çıkan ve çoğunlukla 20-25 yaş arası gençlerden oluşan bu grup da yukarıda bahsettiğimiz klişeden nasibini almaktadır. Hatta yaratıcı ekip tarafından suratta hafif bir sırıtış ile karşılanan müşteri temsilcisi güzel kızlarımızın yerini artık bu ekip aldı, diyebiliriz.

Peki, kimdir bu sosyal medyacılar, ne iş yaparlar ve sorun nerededir? Sosyal medyacı markanın sosyal medyadaki birey halidir. Neden birey? Çünkü markalar sosyal medyada kurumsal değil, kişisel olarak yer alırlar. Bu mecburidir çünkü sosyal medya iletişimin birebir hale geldiği ve bunu gerçek hayatta olsa ancak dostlar, arkadaşlar arasında yaşayacağınız mecradır. Bu durumda arkadaşınıza gidip “Pazartesi sendromundan kurtul! Hayata güler yüzle bak…”, “Her Cuma olduğu gibi bu hafta da iyi bir hafta sonu dilerim” gibi zırvalar diyemeyeceğinize göre burada da demeniz münasip olmaz. Burası öğretmen, patron, kapı kapı pazarlama yapanlar gibi mesafeli ya da samimi olmayanlar için uygun bir yer değildir. Bu durumda aslında yeni nesil gençlerin iletişim rahatlığını düşününce onlar için uygun bir alan olduğunu düşünebiliriz.

Ancak sorun iletişimin kalitesindedir! İşte yaratıcı ekibin ellerine düşülen nokta burasıdır. Çünkü yaratıcı ekip okur, araştırır, seyreder, yeni akımları takip eder vs. Bu onlara geçmişte karşılaştıkları reklamcı abilerinden geçmiş bir mirastır. Oysa sosyal medyacıların geçmişte varolan sosyal medyacı abileri yoktur. Onlar kendilerini pat, diye bu işin içinde buluvermişlerdir. Bu yüzden de allah ne verdi ise yazarlar, çizerler. Burada da kurdun tuzağına düşmüş olurlar. Evet, yaratıcı ekip kurttur. Ajansta kendini gösteren her yeni kuzu onlar için bir avdır çünkü egolar tatmin edilmelidir. Olumsuzlamıyorum, bu yaratıcı ekibin kendini geliştirme yöntemlerinden de biridir ve gereklidir de.

Peki, kuzu olmaktan nasıl kurtulabilir sosyal medyacı? Eksikleri nelerdir? Öncelikle ayrı yazılan “de”leri ayrı yazarak başlayabiliriz. Bu işin şakası devam edelim…

Sosyal Medyacı her gün bir reklam yazarı gibi davranmalıdır. Eğer sıradan olmak istemiyorsa, ilgi çekmek, paylaşılmak isteniyorsa yapılması gereken budur. Bu durumda bir reklam yazarı bir konsept için günlerce kafa patlatıp ortaya bir eser koyarken, sosyal medyacı bunu her gün yapmalıdır. Bu mümkün müdür? Sosyal medyacının elinin altındaki bilgilere, kafasındaki elektrik akımlarına ve tabii ki yaratıcı damarını geliştirmek için neler yaptığına bağlıdır. Ama sosyal medyada iletişimi bu şekilde canlı tutmak tabii ki mümkündür. Bunu sağladıktan sonra reklam yazarına hava atılabilir…

Sadece yeni nesil akımlardan birinin kıyafetini giyip, sosyal medyacı gözlüğünü takarak tabii ki bu gerçekleşmeyecektir. Ya da “hey dostum, ajansın sahibi olabilirsin ama ben bu hayatta kimseyi takmadım. Seni de takmam!” bakışı pek işe yaramaz. Önemli olan gözlüğün arkasından bakan gözlerde parlayan ışıktır. Unutmamak gerek ajans patronları hala reklamcı abilerinin geleneğinden geliyorlar. Önem verilen şey kim olursan ol, yaratıcı zekadır.

Piyasada birçok kitap var. Fikir nasıl bulunur, iyi fikir bulma tekniği, nasıl reklam yazarı olunur vs. Her reklamcının öğütler verdiği, hayatını anlattığı ya da nasıl reklamcı olunur gibi kitaplarda söylenen ilk ya da son şey şudur “Kendini geliştirmelisin!”. Ama sana hangi kitabı okuman gerektiğini, neleri takip etmen gerektiğini söyleyen olmaz. Sana kitap oku dendiği için gidip ne kadar bestseller varsa alıp okursun. Faydası ne olur? Zaman geçer…

Sana “oku” denmiştir çünkü senin bilmen gereken ve dehanda yenilikler yaratacak şeyler buralardadır. Ama bu yüzeysel karakterlerin ve anlık olayların yaşandığı bestseller’larda ve aşk romanlarında olmaz. Ya da sadece pazarlama ve reklam kitaplarında okuduklarınla reklam yazarları ile baş edemezsin. Her karakterin psikolojisinin ince ayrıntıları ile yansıtıldığı, bambaşka betimlemelerle seni başka dünyalara götüren kitaplar senin için yeni bir dünya yaratırlar. En baştan başlayalım, eğer klasiklerdeki derin psikoloji ve karakter analizleri ile hiç tanışmamışsan sosyal medyacılığa 1-0 yenik başlamışsın demektir. Diğer yandan, biliyorum İstanbul’un ortasında bir reklam ajansındasın ancak senin hedef kitlen Anadolu’da; bu yüzden okuman gereken geçmiş ve bugüne dair Anadolu’yu ve insanını anlatan birçok Türk yazarın kitabı bulunuyor. Ve tabii ki bulunduğun coğrafyada tarihte neler olduğunu bilmiyorsan çevrende olup bitenler neden bu şekilde bunu da anlaman beklenmez. Bu birinci aşama, önce kendini daha sonra dünyayı anlaman gerek. Kişisel ve tarihsel olarak…

Reklam duygusal iştir, insana dair herhangi bir duyguyu yakalarsa iyi iş yapar. Sosyal medya ise hem insanlarla iletişimi canlı tutmak hem de farklılaşmak adına her gün bir başka duyguyu yakalamayı gerektirir.

Unutma, sosyal medyacının işi insanla ve yüzlerini görmediğin bu yüz binlerce insanla kurabileceğin ortak dili yakalamak zorundasın. Ve çoğu zaman sana sadece tek bir marka değil birkaç tanesini birden yönetmek düşer. Bu durumda onları tanıman ve hareketlerini bir adım öncesinde tahmin edebilmen gerekir. Ve hatta biriktirdiğin bilgiler onlara küçük jestler yapmanı da sağlar. Bir cümle ile onları bir roman kahramanı, tarihsel bir karakter, bir çizgi roman ya da sinema kahramanı haline getirebilir; komşu teyze ile kahve muhabbeti yapabilirsin.

Reklam duygusal iştir, insana dair herhangi bir duyguyu yakalarsa iyi iş yapar. Sosyal medya ise hem insanlarla iletişimi canlı tutmak hem de farklılaşmak adına her gün bir başka duyguyu yakalamayı gerektirir. Bu da tüm duyguları tanıyabilmek ve hissedebilmektir ki ancak okuyarak, seyrederek, dinleyerek olur.

İçerik Yaratım Sürecinde Sormanız Gereken Sorular

By | Business, content, DIGITAL, SOCIAL MEDIA | No Comments
  1. Markama ait olan hedef kitlenin özel ihtiyaçları nelerdir?
  2. Markama ait olan hedef kitlenin ortak hassas noktaları nelerdir? Hangi duygusal noktalardan uzak durmak, hangilerine yakın olmak gerekir?
  3. Hedef kitleye markamın özellikleri doğrultusunda nasıl yeni değerler, yeni bakış açıları ekleyebilir ve fayda sağlayabilirim?
  4. Markamın hangi hizmet ve ürünlerini ön plana çıkarmalıyım?
  5. Markamın yer aldığı sektördeki yenilikler neler? (ürünler, hizmetler, araştırmalar vs.)
  6. Bizi farklı kılan nedir ve rakiplerimizden ayrışmak için neler yapabiliriz?

Yaratıcı içerik pazarlama ile dijital dünyada potansiyel müşterilerinize etkili şekilde ulaşabilir ve etkileşim kurabilirsiniz. Bunun yolu ise doğru soruları sormakta…

7. Şirket ile ilgili bilgilerden, haberlerden ve gizli kalmış detaylardan hangileri insanların ilgisini çekebilir?
8. Varolan hedef kitle ile sürdürdüğümüz iletişimi nasıl güçlü ve sürdürülebilir hale getirebiliriz?
9. Hedef kitlemin ortak soruları nelerdir, bunları düzenli olarak takip ile listeleyebilir ve markam için faydalı bir bilgiveren haline gelebilmeliyim.
10. Daha önce yayınlanmış ve yorum, paylaşım getirmiş olan içerikleri nasıl yenileyebilir ve geliştirebilirim?
11. Markalarımızın amaçlarına ulaşması için nasıl yardımcı olabiliriz?
12. Marka değerlerimizin iletişimini nasıl daha efektif hale getirebiliriz?